Özgür Gürbüz tarafından kaleme alınan makale, analiz ve haberlere bu adresten ulaşabilirsiniz. Yazıları başka bir yerde yayımlamak için izin almalısınız. E-posta: ozgurgurbuzblog(at)gmail.com
Enerji sektörü rotasız bir gemi
Termik santrallara çevreyi kirletme izni Meclis’te
4 Haziran 2016
tarihinde Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle EÜAŞ’ın sahip
olduğu ve özelleştirilen termik santrallar çevre mevzuatından 3,5 yıl boyunca
muaf tutulmuştu. TBMM gündemine alınan 2/1410 sayılı torba yasadaki kanun
teklifiyle bu süre iki yıl daha uzatılmak isteniyor. Kanun teklifi kabul
edilirse, özelleştirilen ve özelleştirilecek santralların çevreyi kirletme hakları
31 Aralık 2021 tarihine kadar uzatılacak. Santrallar baca gazı arıtma tesisi gibi en temel filtreleri
olmadan çalışmaya devam edecek. Çevre mevzuatına uymayan santrallara durdurma,
kapatma veya para cezası verilemeyecek. ![]() |
| CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin |
Otomobilleri saldım çayıra Mevlam kayıra
| Türkiye’nin ulaşım sektörü emisyonları ve 2030 yılı projeksiyonu |
Temel sorunumuz ulaşım tercihlerimiz. Tercih demek de eksik kalır. Çoğu zaman merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin bize sundukları seçenekler nedeniyle tercih bile yapamıyoruz. Karayolu ve havayolu taşımacılığı, deniz ve demiryollarının çok ama çok önünde seyrediyor. Ulaşım kaynaklı emisyonların yüzde 92’si karayolundan geliyor. Yurt içi uçuşların payı da yüzde 5.2’ye ulaştı. Uçaklar da hiç masum değil. Boru hatları ve demiryolları kaynaklı emisyonların payı ise her biri için yüzde 0,9. Petrol ve doğalgaz boru hatlarının demiryolları kadar seragazı emisyonu çıkarması oldukça şaırıtıcı değil mi? Ülkeyi demiryollarıyla değil boru hatlarıyla örmüşüz meğer.
Enerji ve ulaşım sektörlerinin çevre sorunlarına olan etkileri nedeniyle yeni buluşlara ve ilerlemelere en çok bu alanlarında rastlanıyor. Yollardan araçlara, bambaşka bir gelecek bizi bekliyor. 2018’in akılda kalan yeşil teknolojilerinden üç örneğe birlikte bakalım.
Özgür Gürbüz-Digital Age/ 15 Ocak 2019
Hava kirliliği ve iklim değişikliğinin sorumlularından biri de petrol. Ulaşımda petrollü araçların tahtını sallayan temiz seçenekler fazla değil. Biyoyakıtları, kullandığı elektriği yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan elektrikli araçları hepimiz biliyoruz.
Japonya’da da hidrojenle çalışan otobüsler var. Taşıtlarda maliyet sorunu yaşayan hidrojen enerjisi kendisine daha uygun bir alan bulmuşa benziyor. Tren hidrojen tankı ve yakıt hücrelerine sahip. Fazla enerji ise lityum bataryalarda depolanıyor. Bu sayede tren 1000 km yol yapabiliyor ve 147 km hıza çıkabiliyor.
Yollar elektrik üretiyor
Dünyanın çevre sorunlarını çözecek yeni fikirlere hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Sadece yeni teknolojiler değil, bu teknolojilerin farklı alanlarda kullanılması da fark yaratabiliyor. Hayatımızın bir parçası olmaya başlayan güneşten elektrik üreten fotovoltaik panellerin yol ve kaldırımlarda kullanılması buna bir örnek.
İki yıl önce Fransa’da hayata geçirilen örnek uygulama bu yıl Gürcistan’dan Çin’e kadar yayıldı. Çin’in Şandong eyaletindeki bölünmüş yolun iki şeridi, bir kilometre boyunca güneş panelleriyle kaplandı. Yılda bir milyon kilovatsaat elektrik üretmesi beklenen paneller, güneş enerjisinin ne kadar yaygın bir alanda kullanılabileceğini gösteriyor. Tarım arazileri yerine, hâlihazırda yapılaşmış alanların yüzeylerinin birer güneş santralına dönebileceği ortada. Bisiklet yolları ve kaldırımlarda da uygulamalar başladı. Üzerlerinde araba olmadığında elektrik üretiminin daha çok olacağı düşünülürse, kaldırımlar ve bisiklet yolları çok daha iyi bir seçenek.
Güneşten elektrik üreten çatı kiremitlerini de söz açılmışken hatırlamakta fayda var. Elektrik üreten kiremitler, güneş enerjisinin kullanım alanlarının yaygınlaştığını gösteren bir başka örnek.
Şoförsüz araçlar
Geçtiğimiz yılın akılda kalan bir başka yeşil teknolojisi de şoförsüz araçlar oldu. Tesla ve Waymo’nun (Google’ın başlattığı proje) kendi kendine giden araçları 2018 yılında çok konuşuldu. Geleceğin teknolojisi denen bu araçları bir anda yollarda görmeye başladık. Herkesi şaşırtan bu hızlı gelişme, trafik kazalarının önüne geçerek birçok insanın hayatını kurtarabilir. Çevreye yararı belki ikinci planda kalsa da yakıt tüketimi, araç sayısının azalması gibi nedenlerle normal bir otomobile göre daha çevreci olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Birçok kişi, kent içinde bir yerden bir yere gitmek için otomobil sahibi olmak yerine bu araçları kullanmaya başlayacak. Otobüs gibi toplu taşıma araçlarından farkı, sizi istediğiniz yere kadar götürmesi. Kullanmak için de büyük bir ihtimalle cep telefonunuza bir uygulama indirip, adresi girmeniz yetecek. Trafik kazalarında her yıl bir milyondan fazla insanın öldüğünü düşünürseniz, bu teknolojini önemini daha iyi görebilirsiniz. Kim bilir, sayıları artarsa ehliyet sınavları da tarihe karışabilir. O da işin bir başka keyifli tarafı.
Poşeti görüyor termik santralları görmüyor
Termik
santralların satışını kolaylaştırmak için özelleştirilen santrallara verilen
çevreyi kirletme hakkı, iki yıl daha uzatılıyor. 4 Haziran 2016 tarihinde
Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişiklikle özelleştirilen santralların
çevre mevzuatına uyumu için 3,5 yıl süre verilmiş, bu santrallar her türlü ceza
ve yaptırımdan muaf tutulmuştu. Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerince
hazırlanan kanun teklifi Meclis’te kabul edilirse, mevcut 10 santral ve
özelleştirilecek yeni santrallar iki yıl daha aynı şekilde çevreyi
kirletebilecek.İstanbul'un mercanları yok oluyor
Poşet paraları atık işçilerine maaş olsun
2019’da naylon
poşetlerin 25 kuruşa satılmaya başlanmasını olumlu karşılayanlar kadar
eleştirenler de var. Ortada yanıtlanmamış sorular, yıllardır kullanılan yanlış
tanımlar ve de para olunca kafaların karışması normal. Poşetlerden alınan
paranın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hesabına gitmesi en çok tartışılan
konulardan biri. Ben de herkes gibi bu paranın nerede kullanılacağını merak
ediyorum. Yeni makam arabası mı alınacak, iftarlara mı harcanacak yoksa geri
dönüşümle ilgili bir yatırım mı yapılacak belli değil. Yeni yılda yeni bir dünya
Çevre hareketinin her yılı bir öncekine göre daha fazla mücadeleye sahne oluyor. Mesleki biçimbozum (deformasyon) mu dersiniz, sana öyle geliyor diye benimle eğlenir misiniz bilemiyorum ama diyalektik benim yanımda.


