Özgür Gürbüz-Bianet / 5 Kasım 2026
Seragazı emisyonları
Türkiye, iklim değişikliğine neden olan küresel seragazı emisyonlarının yüzde 1,13’ünden sorumlu. 2025 yılında atmosfere bırakılan emisyonların yüzde 40’ından Çin (%29) ve ABD (%11) sorumluydu. Türkiye ise son yıllardaki emisyon artışıyla dünya sıralamasında 14’üncü sıraya* yükseldi ve COP 31’in müzakerelerini yürütecek Avustralya’nın hemen önünde yer aldı. Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya gibi birçok Avrupa ülkesi de geçen yıl atmosfere Türkiye’den daha az seragazı bıraktı. Tarihsel emisyonlarda Türkiye’nin payına bakıldığında ise Sanayi Devrimi’ne öncülük eden ve fosil yakıt kullanmaya daha erken başlayan bu ülkelerin birçoğu hâlâ Türkiye’nin önünde. Türkiye’nin 1751’den bu yana fosil yakıt ve sanayi kaynaklı küresel kümülatif CO₂ emisyonlarındaki payı ise yaklaşık yüzde 0,7. Bu payla, Türkiye tarihsel emisyon sıralamasında 24’üncü sırada yer alıyor.
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2024 yılı toplam seragazı emisyonu 584,5 milyon ton CO2 eşdeğerine ulaştı. Emisyonların yüzde 71’i enerji sektöründen, 12,9’u endüstriden, 12,6’sı tarımdan ve yüzde 2,6’sı da atıklardan kaynaklandı. Avrupa Komisyonu’na bağlı EDGAR’ın 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye’de kişi başına düşen emisyon miktarı da 7,09 ton karbondioksit eşdeğerine ulaşacak ve AB 27 ortalamasının üstüne çıkacak. Türkiye’nin emisyon artış hızı da dikkat çekiyor. Türkiye, 2023-2024 yılları arasında emisyonlarını yüzde 5,3 oranında artırmıştı.
Isınma etkisi
Küresel ortalama yüzey hava sıcaklığındaki artışın, 1850–1900 ortalamasının
1,47 °C üzerinde olduğu bir dünyada uluslararası müzakerelerin sonuç verdiğini
söyleyemeyiz. Bu nedenle, Türkiye’nin iklim krizine artan etkisi, daha fazla sorumluluğa
sahip ülkeler gerekeni yapmadığı için COP toplantılarının gündemine şimdilik
gelmiyor. Türkiye de küresel ısınmadan payını alıyor. 2024 ülke tarihindeki en
sıcak yıl oldu. 1964’ten bu yana görülen en kurak yıl 2025’ti. Türkiye’de
görülen aşırı hava olaylarının sayısı da 2025’te bin 11 oldu. 2016 yılında bu
sayı 654’tü.
Enerji
COP 31’e başkanlık yapacak Türkiye’nin seragazı emisyonları 2004-2024 arasında
yüzde 82 oranında arttı. Ülke emisyonlarının yüzde 71’inden sorumlu enerji
sektörü emisyonları ise 1990’dan bu yana yüzde 192 arttı. 2024 yılındaki
karbondioksit emisyonlarının yüzde 42’si kömür, yüzde 32’si petrol ve yüzde
24’ü gaz kaynaklıydı.
Buna rağmen halihazırda iki ilde mevcut kömürlü termik santrallara ek devasa üniteler eklenmesi planlanıyor. Çanakkale’de Cengiz Holding’e ait Cenal Termik Santralı’na, 1050 megavat (MW) büyüklüğünde adeta yeni bir dev santral eklenmesiyle, Afşin Elbistan A Santralı’na 688 MW büyüklüğünde iki ünite eklenmesi gündemde. Bu yıl içinde 852 MW’lık yeni bir gaz santralı da devreye alındı. Türkiye’nin pek çok bölgesinde de petrol ve gaz araması için çalışmalar sürüyor, kamulaştırma kararları çıkarılıyor. Enerji yatırımları Türkiye’nin 2053 yılı için taahhüt ettiği net sıfır emisyon hedefiyle uyuşmuyor.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarından, özellikle de güneşten elektrik üretimi artsa da (2025 sonunda toplam üretimin yüzde 11’i) güneş enerjisi halka yayılamadı. Büyük santrallar ve şirketlerin güneş enerjisi kullanımı öne çıktı.
Hidroelektrik, rüzgâr, güneş, jeotermal ve biyokütle enerjisinden üretilen elektrik miktarı 2025’te ülke üretiminin yüzde 44’üne ulaştı. Bu rakamın, yağışlı geçen 2026 sonrasında daha da artması ve yüzde 50’nin üzerine çıkması bekleniyor. Elektrik üretiminde fosil yakıtların payı azalsa da elektrik dışındaki tüm enerji kullanımını gösteren birincil enerji arzında yenilenebilir enerji kaynaklarının payı sadece yüzde 17. Bu payın artması için yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin ulaşımdan ısınmaya daha fazla alanda kullanılması gerekiyor. Türkiye’nin COP 31 Başkanı sıfatıyla yaptığı elektrifikasyon çağrısı da bu amacı taşıyor. Türkiye, küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını 2035’e kadar bugünkü yüzde 24’ten yüzde 35’e çıkarmayı önermişti. Türkiye’de ise bu oran yüzde 22; dünya ortalamasının altında.
Ulaşım
Türkiye’de ulaşım nihai enerji tüketiminin yüzde 27’sinden sorumlu. Petrol
tüketiminin büyük bir bölümü ulaşımla ilgili. Ulaşım kaynaklı emisyonlarında
karayolu taşımacılığının payı yüzde 94’ü geçiyor. Onu son yıllarda payını
artıran yurtiçi havayolu taşımacılığı yüzde 3,7 ile izliyor. Denizyollarının
ulaşım emisyonlarına katkısı yüzde 1,1, demiryolu ise sadece yüzde 0,4.
Türkiye’de yolcu taşımacılığında demiryollarını payı yüzde 1’in altında, yük
taşımacılığında ise yüzde 5. Demiryolları karayollarına göre düşük karbonlu bir
ulaşım aracı olsa da 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de otoyolların uzunluğu
yüzde121 oranında artarak 3796 km olurken, demiryolu ağının uzunluğu yüzde 27
artarak 13 bin 919 km’ye ulaştı. Köprü ve viyadüklerin toplam uzunluğu da 10
bin km’ye yaklaştı.
Ulusal Katkı Beyanı
2024 yılında toplam seragazı emisyonları 584,5 milyon ton karbondioksit
eşdeğerine (Mt CO2e) ulaştı.** Türkiye’nin NDC’si 2035
yılında seragazı emisyonlarını 643 milyon tonun altında tutmayı hedefliyor.
Özetlersek, Türkiye NDC’si emisyon azaltım hedefi içermiyor. Emisyonların ne
zaman zirve noktasına ulaşacağı da belirtilmiyor, sadece daha az azaltma sözü
veriliyor. Bu sözde durulsa bile 2053’e kadar kalan 18 yılda net sıfır emisyon
hedefine ulaşmak için çok ciddi bir çaba harcanması gerekecek. Türkiye’nin Arazi
Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (LULUCF) kaynaklı yutak
alanlarının tutabildiği karbon miktarının 2024’te 67 milyon ton olduğunu da
hesaba katarsak, net sıfır hedefine ulaşmak için bugünkü verilere göre 2053’e
kadar yaklaşık 500 milyon ton civarında bir emisyon azaltım yapması gerekecek.
* EC, EDGAR
** TUIK, Greenhouse Gas Emissions Statistics, 1990-2024.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder