Amasya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amasya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ziraat Bankası neden madencilere kredi veriyor?

Özgür Gürbüz-BirGün / 4 Temmuz 2026

Foto: BirGün
Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinde uzun zamandır yaylak ve mera olarak kullanılan alanlar maden şirketine tahsis edildi. Su kaynakları ve orman varlığı nedeniyle de çok büyük öneme sahip, 4 bin hektarı aşan bu alanın korunması için bölge halkı eylemler yapmaya başladı ve maden ihalesinin iptali için de dava açtı. Hükümetin tarımı, toprağı değil madencileri koruyan politikaları sonucu ülkenin dört bir köşesi maden firmalarının adeta saldırısı altında.

Gümüşhacıköy’de maden açılmak istenen sahayla ilgili uzman raporları riski açıkça ortaya koyuyor. İnegöl Dağı ilçenin içme suyu kaynağına ev sahipliği yapıyor. Uzmanlar, İmirler Kaynağı ve Kabadere Havzası’nın zarar görmesi yaşamın kaynağı suyun kirlenmesine yol açabilir uyarısında bulunuyor. Bölgede biyoçeşitlilik de oldukça zengin. 661 bitki türü var. Sadece meralar değil orman varlığı da tehdit altında. Sarıçam ve karaçamlar bölgedeki yaban hayatın devamı için kritik öneme sahip. Bölgede, Türkiye’ye ün salmış kızılcıklardan sertifikalı organik üretime kadar her şey var.  Organik elma, ceviz, ayva, fındık…

Gümüşhacıköy’de maden sahası içinde kalan alanların hukuki durumu da tartışmalı. Orman, mera ve bireysel mülkiyetlerin iç içe geçmesi nedeniyle süregelen hukuki süreçler  var ancak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdrülüğü, hukui sorunların çözülmemiş olmasını pek ciddiye almışa benzemiyor; ihaleyi açmış. Madencilik faaliyetlerinden etkilenecek bölgede sit alanları, inançsal öneme sahip yerler de var. Aşık Özlemi’nin mezarı, Niyazi Baba Şenlikleri’nin yapıldığı alanlar madencilik çalışmalarından etkilenecek.

Amasya Gümüşhacıköy’de yanlışlar listesi uzayıp gidiyor ama belki de en önemli hata halka rağmen madene yeşil ışık yakılması. Halkın maden açılması gibi bir talebi yok. Aksine, Mayıs ayının sonunda büyük bir yürüyüşle tepkilerini bile gösterdiler.

Türkiye’de kangrene dönüşen madencilik sorununun özünde de aslında halkla yönetenler arasındaki derin uçurum yatıyor. Bizi yönetenlerin, sömürge madenciliğine benzetilen bu duruma “yeşil ışık” yaktığı, kanunlarda yapılan değişiklikler ve verdikleri izinlerle açıkça görülüyor. Halk direniyor, yöneticiler dinlemiyor. Balık baştan kokar misali, bankalar da aynı yolda ilerliyor. Buyurun size dudak uçuklatan bir örnek. Kuruluş amacı tarımı desteklemek, çiftçiye uygun finansal destek sağlamak olan Ziraat Bankası’nın bile maden şirketlerine kredi verdiğini görüyoruz.

Ziraat Bankası, Söğüt Maden Sahası’nda altın madenciliği yapması için Gübretaş Maden Yatırımları A.Ş.’ye hazırlık dönemine ilişkin işbirliği kredisi vermişti. Gübretaş Maden Yatırımları da aslında Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’nin bir iştiraki. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya okuyorum her yerde tarım yazıyor ama bu anlaşmada aslında tarımın lehine bir durum yok. İşi ziraat olanlar bile madenci olmuş da haberimiz yokmuş meğer. Türkiye’de neden gıda krizi var anlamak için işte bu büyük resme bakmak lazım.

Sadece yerli bankalar mı? Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) da Çanakkale ve Balıkesir’de maden projelerine finansman sağladığını biliyoruz. Türkiye’nin EBRD ile birlikte daha doğru bir ülke stratejisi oluşturması, öncelikli alanlardan madenciliği çıkarması gerekir.

Türkiye’de iktidar, 24 yıldır madenciliği geliştiriyorum adıyla büyük bir çukur kazıyor, o çukura düşenin ise ülkenin kendisi olduğunun ya farkında değil ya da umursamıyor.

Amasya’da termik santral kabusu son buldu

Soma Holding’in kömür santralının ÇED süreci sonlandırıldı 

Özgür Gürbüz-BirGün/27 Aralık 2017

Amasya’nın Merzifon ve Suluova ilçeleri sınırına yapılmak istenen 450 megavat gücündeki kömürlü termik santral projesi ÇED sürecinin sonlandırılmasıyla rafa kalktı.

Amasya’daki termik santral, Türkiye’nin en çok can kaybıyla sonuçlanan , 301 madencinin öldüğü Soma’daki maden kazasının sorumlusu Soma Holding’e bağlı Gürmin Enerji Madencilik tarafından kurulmak isteniyordu. Santral projesine bölgede yaşayanlar ciddi tepki göstermiş, birçok eylem ve etkinlik düzenlemişti.

Santralın ÇED süreci, Soma’daki maden kazasından yaklaşık bir yıl önce başlamış, 13 Eylül 2013 tarihinde de Amasya’da halkın katılımı toplantısı yapılmıştı. Tarımsal üretim yapılan bölgeye yapılacak termik santrala itirazların artması ve 2. İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısında kurum görüşlerinin eksikliği ÇED sürecinin 25 Ağustos 2016 tarihinde durmasına yol açtı. Bu tarihten sonra geçen 13 ay boyunca revize rapor sunulmaması ve şirketin bir bilgilendirme yapmamasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı projenin ÇED sürecinin sonlandırılmasına karar verdi.

Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı kararın ardından sosyal medyada yaptığı açıklamada, Merzifon Belediyesi, Merzifon Çevre Platformu ve sağduyulu hemşerilerimizin birlikte yürüttüğü mücadele beklenilen sonuca ulaştı. Termik santralin ÇED süreci sonlandırıldı. ÇED Raporunun bu aşamaya gelmesinde emek veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Her türlü dünya görüşüne sahip insanlar konu insan hayatı olunca ortak akılla bir araya geldi ve amacımıza ulaştık” açıklamasını yaptı. Merzifon Çevre Platformu Sözcüsü Eylem Oktay ise kararı sevinçle karşıladıklarını belirterek, “Bu başarı hepimizin. İnandık, dik durup mücadele ettik. Yılmak yok, umutsuzluğa yer yok diyorduk, herkese örnek olsun. Amasya elması, Amasya kirazı ve Merzifon karası üzümlerimiz tarih olmaktan kurtuldu. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan birçok insan yine üretmeye ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam edecek. Merzifon ve Suluova’nın verimli ovaları kurtuldu. Bölge halkının işsiz ve zehir soluyarak hastalanmasının önüne geçtik” dedi.

Soma Holding hâlâ maden işletiyor

Özgür Gürbüz-BirGün/12 Nisan 2014

Dünyanın hiçbir ‘aklı başında ülkesinde’ 21. yüzyılın en feci maden kazasından sorumlu şirkete başka maden ruhsatı verilmezdi. Daha önceden verilmiş tüm izinler de iptal edilirdi. Soma’da 301 madencinin öldüğü ocağı işleten Soma Holding, sanki hiçbir şey olmamış gibi bu ülkede hâlâ kömür madeni işletebiliyor. Amasya’nın Merzifon ilçesindeki Yeni Çeltek Madeni, Soma Holding A.Ş.’ye bağlı Gürmin Enerji’ye ait. Madende 300’e yakın işçi çalışıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Soma Holding şimdi de bölgede kömürle çalışan bir termik santral kurmak istiyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) şirkete ön lisansı verdi. ÇED süreci tamamlanmak üzere. Üretim lisansı da kapıda. Yarın Soma’daki kazanın mahkemesi görülmeye başlanacak. Bir yanda 301 kişinin ölümünden sorumlu olduğu iddiasıyla yargılayacağınız kişilere öte yanda hiçbir şey olmamış gibi maden işletme lisansı, termik santral kurma izni mi vereceksiniz? Bu zaten onları aklamak demek. O zaman mahkemeye ne gerek var? Dünyanın hiçbir aklı başında ülkesinde bunlar olmaz.

Amasya ilinin yarısı tarım arazisi. Termik santral kurulmak istenen yer Suluova’ya çok yakın. Adı üstünde, sulu ova. Bereketli toprakların olduğu bir yer. Hayvancılık ve tarım sürüyor. Topraklar meyve ve sebze üretmeye elverişli. Şeker pancarından Amasya’nın meşhur misket elmasına, bamyadan kiraza onlarca ürün yetişiyor. Ermeniler Merzifon’u terk etmeden önce kentte bağcılık yaygındı. Merzifon Karası adıyla bilinen meşhur üzümü zamanında İtalya’ya götürülmüş. Orada ‘Marzemino’ adını almış. Mozart üzümü çok beğendiği için ‘Mozart Şarabı’ dendiği de söyleniyor. Aynı üzümü Merzifon’da tekrar üretmek için uğraşanlar var. Amasya, Suluova ve Merzifon gibi tarım cennetini, Türkiye’de hayvancılığın sürdüğü nadir bir bölgeyi kömür karasına bulamak dediğim gibi akıl ve mantıkla açıklanacak bir olay değil. Merzifon, rengini yastan alan kömür karasını değil, siyahını üzümden alan Merzifon Karası’nı hak ediyor. Organik bağları, üretici kooperatifleri ve sürdürülebilir bir hayvancılık politikası Amasyalı gençleri madene inmekten kurtarabiliriz. Bölge, Soma’da yaşananlara yabancı değil. 25 yıl önce grizu patlamasıyla 68 işçinin hayatını kaybettiği bir maden Çeltek.

Kurulmak istenen termik santral orta büyüklükte, 450 megavat (MW) kurulu gücü var. Yatağan Termik Santrali’nden (630 MW) biraz küçük. Bu santralin üreteceği elektrik ülkenin şu andaki tüketiminin yüzde birinden az olacak. Türkiye’nin elektrik tasarrufu/enerji verimliliği potansiyelinin sadece yüzde 1’i değerlendirilse Amasya’daki santrale gerek kalmaz. Resmi verilere göre yüzde 25’e varan tasarruf/verimlilik potansiyeli var. Bölgede illa elektrik mi üretmek istiyorsunuz? Ona da çözüm üretiriz. Tarımsal atıklar ve hayvan dışkılarını biyogaza çevirip elektrik üreten küçük tesisler kuralım. Merzifon, Karadeniz’i Batı’ya ve Ankara’ya bağlayan yol üzerinde. Kentte bir güneş paneli üretim tesisi açalım. İmal edilen fotovoltaik paneller tüm ülkede elektrik üretsin. Madendeki işçiler yer altında değil yer üstündeki fabrikada çalışsın; işsiz kalmasın. Merzifon’daki organize sanayi bölgesi bu yatırıma kucak açacak kapasiteye sahip. Yetmedi mi? Kayadüzü’ndeki rüzgar santralini de mi görmezsiniz? Bölgede halihazırda elektrik üreten ve kimsenin canına kast etmeyen bir örnek var. Yeni bir rüzgar santrali daha kurarız. Rüzgar azaldığında biyogaz çalışır, rüzgar çokken biyogaz depolanır. Alın size 24 saat elektrik.

Gördüğünüz gibi, tarımı bitirip halkı üç beş kuruş karşılığında hayatları pahasına madenlerde çalışmaya zorlamak ‘kader’ değil. Başımızdaki yöneticiler şirketlerin değil halkın çıkarını düşünselerdi Soma’da bugün 301 mezar eksik olurdu. Merzifon’da, Suluova’da ve Amasya’da aynı hatayı yapmanın alemi yok. Kömür mecburiyet değil. Onlarca farklı seçenek var. Şirketlerin karını değil halkın çıkarını düşünen bir iktidar olsun yeter.