Özgür Gürbüz-BirGün / 12 Nisan 2026
![]() |
| Foto: Kadıköy Belediyesi |
Çalıştayın açılış panelinde konuşan BAYETAV Vakfı Genel Sekreteri ve gıda mühendisi Dr. Bülent Şık, sürekli düşük dozda toksik kimyasal maddelere maruz kalan çocuklarda gelişim bozukluğunun yanı sıra dikkat dağınıklığı gibi eğitim hayatını da etkileyen sorunlara rastlandığına dikkat çekti. Şık bu durumun eşitsizliği büyüttüğünü vurguladı. Düşünün; yoksulsunuz, yoksul olduğunuz için çocuklarınızı yeterli ve doğru besleyemiyorsunuz ve bu da yine çocuklarınızın eğitimini, geleceğini etkiliyor. İçinde bulundukları kısır döngüyü kırmak için eğitime sığınmaktan başka çaresi olmayan insanlar, kendilerini adeta bir çaresizlik hapishanesinde bulmuyor mu?
Bülent Şık’ın bir uyarısı daha var; “Aynı dozda alınan kurşun, çocukları yetişkinlere kıyasla 3-5 kat daha fazla etkiliyor” diyor. Şık, çocuklarda yoksulluk ve kötü beslenmeye bağlı olarak demir ve kalsiyum eksikliği gibi sorunlar varsa çocuklarda vücuda alınan kurşunun tamamının emildiğine (yetişkinlerde, ağızdan alınan kurşunun sadece yüzde 5 ila yüzde 10'u emiliyor) ve bunun da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çekiyor. Mecbur olduğunuz için kötü besleniyorsanız sağlık ya da gelişime bağlı sorunlar yaşamanız daha büyük bir olasılık haline geliyor.
Toksik kirliliğe maruz kalma durumu yaşa, yaşadığınız bölgeye göre değişiyor. Örneğin, beş yaş altındaki çocukların kimyasal madde birikiminin daha fazla olduğu, yere/zemine yakın bölgelerde çok vakit geçirmeleri bu riski artırıyor. Dr. Şık, beş yaş altı çocukların yetişkinlere kıyasla solunumlarının iki kat hızlı olmasının da toksik kirleticilere maruz kalmayı artıran bir başka etken olduğunu söylüyor. Kentlerde çocuklara doğru gıda desteği vermek kadar, okul ve parklar gibi alanların hava kirliliği gibi toksik kirleticilerden arındırılması gerektiğini de belirten Bülent Şık, Türkiye’de üretilen boyaların yüzde 70’inin kurşun içerdiğini de vurguluyor. Öğrencilere okullarda verilen gıda desteği konusunda ise “Menülerin toksik kimyasallardan arıtılmış olması önemli. Maruziyeti ne kadar azaltırsak kâr. İşe kurşun gibi gösterge kirleticilerden başlanabilir” diyor.
Hava kirliliğini önlemek ulaşımdan sanayiye kadar uzanan, merkezi hükümetin elini taşın altına koyması gereken eylemler de gerektiriyor. Açılış konuşmalarından birini yapan CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, dünyanın sekiz milyar insanı doyuracak gıdadan yüzde 30 fazlasını ürettiğini ancak bu fazla üretimin israf nedeniyle ziyan olduğunu hatırlattı. Kent lokantalarının ABD’deki sakız parasına insanların karnını doyurabildiğini belirten Rızvanoğlu’nun bu örnekleri sorunun kaynak değil, paylaşım sorunu olduğunu bir kez daha hatırlattı. Rızvanoğlu’nun gıda sorunuyla ilgili iki ana sorunu, jeopolitik istikrarsızlık ve iklim krizi şeklinde adlandırdığını da belirtelim. Kadıköy Belediye Başkanı’nın açılışta Kadıköy Belediyesi’nin seragazı emisyon azaltım hedeflerini iyileştirdiklerini açıklaması, küresel ve yerel arasındaki bağlantıyı gösteriyordu. Umarım Türkiye’deki tüm belediyeler seragazı emisyonlarını en kısa zamanda güneş panelli çatılar, elektrikli toplu ulaşım, bisiklet yollarıyla azaltarak, iklimden gıdaya ve çocuklarımıza uzanan bu sorunlara çözüm bulmamıza katkıda bulunur.
Yazının sonunu toplantının açılış konuşmasına ayırdım. Açılışta, Silivri’de tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın mesajı okunmuştu. Beylikdüzü Belediyesi’nin “Beslenme Saati” projesini anlatan Çalık, “Eğer bir ülkede çocuklar açsa, o ülkede hiçbir şey başarılmış değildir” dedi. 24 yıldır ülkeyi yönetenlerden rica edelim, bu akşam yatağa girmeden önce bu sözü ellerini vicdanlarına koyarak bir düşünsünler.
