içki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
içki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Helal atık

Özgür Gürbüz-BirGün / 8 Ağustos 2026

Hükümetin yaşam tarzına müdahalesi ve onların tarif ettiği inanca sahip olmayanları cezalandırması depozitolu ambalaja kadar uzandı. Ambalaj atıklarını toplamak için sokaklara konan makinelerin bazıları alkollü içki ambalajlarını almamak üzerine programlanmış. Boş bira kutusundan bile rahatsız olan bazı marketler, çevreye zarar vermemek adına ambalajını makineye getiren kişileri geri çeviriyor, üstelik nedenini de söylemiyor. Başıma gelince araştırdım. Meğer sorun “atığımın helal olmamasıymış”.

 

Bildiğiniz gibi bir ay kadar önce cam, alüminyum ve pet şişedeki içecek ambalajlarına depozito getirildi ve sayıları çok az da olsa marketlere, sokaklara DOA adı verilen makineler yerleştirildi. Ambalaj atığınızı artık bu makinelere atıp, geri dönüşüm sürecine destek olabiliyor, karşılığında da her bir ambalaj için bir lira alıyorsunuz. Kötünün iyisi diyebileceğimiz bir uygulama. Yıllardır atıklarımı evde ayıran biriyim zaten. Hafta sonu uygulamayı cep telefonuma indirdim ve biriktirdiğim atıkları DOA makinesine götürüp nasıl çalıştığını görmek istedim.

Makine sayısı çok az ve atık hazneleri çok çabuk doluyor. O yüzden de sürekli uygulamadan uygun anı kolluyordum. Kadıköy Selamiçeşme’deki BİM süpermarketinin önündeki makinede alüminyum kutular için “uygun” ibaresini görünce, cam şişeleri evde bırakıp yola koyuldum. Makinenin önüne geldiğimde alüminyum kutular için hala uygun uyarısı vardı ancak ilk kutuyu atar atmaz ekranda, “Bu ürün, bu cihazda iade edilememektedir. Lütfen farklı bir iade noktasını deneyiniz” yazısı çıktı ve kutu geri verildi. Acaba o kutuda mı sorun var diyerek diğerlerini denedim. Diğer kutularda da aynı yanıtı aldım. Hepsi bira kutusuydu. İçime bir kurt düştü, markete girip alüminyum kutuda bir meyve suyu aldım. İçip onu makineye gönderdiğimde hiç sorunsuz kabul etti. Bununla da yetinmedim. Yarım saat yürüyüp, birçok kişinin kuyrukta olduğu en yakındaki diğer DOA makinesine gittim. Bu makine bir markete bağlı değildi, sokaktaydı. Bekleyenlerden rica ederek aynı kutuları bu makineye attım. Bu defa sorun yaşamadım. Sorun BİM’in önündeki makinedeydi. Bira kutularını beğenmeyen oydu.

Tahminimi doğrulamak için Türkiye Çevre Ajansı’nda belirtilen numaradan çağrı merkezini aradım. Müşteri temsilcisinden aldığım yanıt şu oldu: “Mevzuat gereği alkollü içecek satışı yapmayan satış noktaları, alkollü içecek ambalajlarını geri almaktan imtina edebilirler. Tamamen marketle ilgili bir durum”. Burada hangi mevzuattan bahsediliyor emin değilim. Tamamen depozito makinesini marketinin önüne koyan şirketin patronlarının keyfine kalmış bir durum desek daha doğru olur. Alın size bir ayrımcılık daha.

Alkollü içecek ambalajını geri dönüşüme göndermek isteyenleri daha az geri dönüşüm seçeneği bekliyor. Bu da benim durumumda olduğu gibi daha fazla yol, daha fazla kuyruk ve eziyet demek. Dünyada milyonlarca müslüman var ve birçoğunun alkollü içki içtiğini hepimiz biliyoruz. Müslümanların bile farklılaştığı bir konuda, iki üç market sahibi rahatsız oluyor diye binlerce yurttaşa eziyet çektirmek, doğanın kirletilmesine davetiye çıkarmak, “sıfır atık” politikasıyla ne kadar uyuşuyor? COP 31’de “helal sıfır atık” uygulamanızı dünyaya anlatırsınız artık. Türkiye’de birçok ilde alkollü içecek satış belgesinin çok zor verildiğini, bir çeşit gizli baskı uygulandığını da biliyoruz. O illerde insanlar kullanılmış ambalajları geri dönüştürmek için kilometrelerce yol mu yapacak, makine makine gezip demokrasiye saygılı geri dönüşüm makinesi mi arayacak? Ya tüm makineleri tüm atıklara açın ya da çevreyi koruyormuş gibi yapmayı bırakın.

Boş bira kutusunu, mağazanın içinde bile olmayan bir makineye atılmasından kim neden rahatsız oluyor, o da ilginç bir konu. Kamunun kaynakları insanların bireysel tercihleri için nasıl böyle israf edilebiliyor? Bunun gibi onlarca soru sorulabilir. Ne acayip iş değil mi? Laiklik olmadan çevre koruması bile olmuyor ülkede.