Esra Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Esra Işık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bu nasıl kamulaştırma?

Özgür Gürbüz-BirGün / 4 Mayıs 2026

İkizköy’de zeytinlikleri, ormanları ve yaşadığı toprakları korumak için çabalarken tutuklanan Esra Işık’ın itiraz ettiği acele kamulaştırma kararı aslında bir talan kararı. Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan termik santrallarına kömür sağlamak için yapılan kamulaştırmaya kamulaştırma demek bile zor. Çünkü zeytinlik ve orman alanlarını yerle bir edecek bu el koyma hareketi, Aydem Enerji’ye ait Yatağan ile IC İçtaş Enerji ve Limak Enerji’ye ait Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarına kömür çıkarmak için yapılıyor. Ortada “kamu” yok ama “kamulaştırma” var.

Kamulaştırılmak istenen alan sadece Akbelen Ormanı’nı veya İkizköy’ü kapsamıyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin hesaplarına göre 37 bin 500 hektarlık bir alandan bahsediyoruz. 50 bin futbol sahasına eş. 25 köy maden sahası içinde kalacak. Toplamda 57 köy etkilenecek. 820 bin zeytin ağacı kömüre feda edilecek ama iş zeytinle sınırlı değil. 18 bin 762 hektar ormanlık alan, 10 bin 500 hektar tarım alanı da termik santrallar için yok edilecek.

 TBMM Enerji Komisyonu raporlarında yok olacak zeytin ağacı sayısı 82 bin deniyordu. Bu hesaba göre Milas’ta dönüm başına iki ağaç düşüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi ise TÜİK verilerini esas alarak yaptığı hesaplamada dönüm başına 19 zeytin ağacı olduğunu hesaplıyor. Söylendiği gibi 82 değil 820 bin zeytin ağacı yok edilecek.

Kamulaştırma kapsamında bin 300 hektarlık doğal sit alanı bile var. Bölgenin başına yıllardır kirlettikleri havayla, külüyle bela alan bu üç santral bu kamulaştırma hamlesiyle kirletmeye devam edecek, geriye kül, çorak topraklar ve değişmiş bir iklim bırakacak. Bizi yönetenlere sormazsak olmaz. Nerede burada kamu yararı?

İşin bir başka ilginç boyutu ise kamulaştırma bedeli. Belediye yetkilileri kamulaştırma alanı içerisinde kalan tarım alanları ve zeytinliklerin kamulaştırma bedelinin 1,5 milyar avroyu bulacağını hesaplıyor. Bu rakama ormanlık alanlar için ödenecek bedel de dahil değil. 1,5 milyar avroya istenirse o santralların kurulu gücüne eş güneş veya rüzgar santralı kurulabileceğini de belirtiyorlar. Mesele elektrik ihtiyacıysa çözüm var. Kömür çıkarma bedelleriyle şirketlerin harcayacağı para daha da artacak. Bu parayı çıkarabilecekler mi diye merak ediyorsanız, aşağıda hesaba göz atmanızı öneririm.

2014’te yapılan özelleştirmede Aydem Enerji Yatağan için 1 milyar 91 milyon dolar ödedi. Limak ve İçtaş ise Yeniköy ve Kemerköy santrallarını 2,6 milyar dolara aldı. Bu konuları yakından takip eden EMO Samsun Şubesi eski başkanı Mehmet Özdağ’a (şu anda CHP Samsun İl Başkanı) santralların gelirlerini sordum. Yatağan’ın tahmini yıllık geliri 345 milyon dolar. Diğer santralların ise 600 milyon dolar. Aydem Enerji özelleştirme için ödediği parayı üç yılda çıkarmış. Yeniköy-Kemerköy’de ise durum daha farklı. Bu santrallara devlet ayrıca santrallar elektrik üretmese bile hazırda tutulmaları için kapasite mekanizması kapsamında ödeme de yapmış. 2025 yılında ödenen bedel 1 milyar 151 milyon TL. Yani, yılda 25,5 milyon dolar. Bu da Limak ve IC İçtaş’ın özelleşitme için ödedikleri bedeli yaklaşık dört yıl içerisinde geri aldığını kalan sekiz yılda da kar ettiklerini gösteriyor. Kömür üretimine sağlanan destekler gibi daha birçok kalem hesaba bile katılmasa durum bu.

Market açsanız paranızı belki üç yılda çıkaramazsınız ama Türkiye’de milyar dolarlar verip termik santral alırsanız üç yıl sonra daha da zengin olabiliyorsunuz. Ormanı, doğayı tahrip etmenize, köylüleri yerinden etmenize, iklim krizine yol açmanıza kimse sesini çıkarmıyor. En yaşlısı 44, en genci 31 yaşında olan bu santrallar 2014 yılında özelleştirilerek şirketlere devredilmek yerine çoktan kapatılmalıydı. Şirketler para harcadıkça santralları çalıştırmak ve yatırdıkları parayı geri almak isteyecekler. Hükümetin kömürlü termik santralları kapatma kararı almamasının Türkiye’ye nelere mal olduğunu bu büyük fotoğraf gösteriyor. COP 31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin en büyük utancı kömürlü termik santrallar ve hapiste tutulan Esra Işık olacak.

Gazeteciler hedefteyse hükümet gerçeği saklıyordur

Özgür Gürbüz-BirGün / 3 Nisan 2026

Foto: O. Gurbuz
Pazar günü Kadıköy’de düzenlenen Gazetecilere Özgürlük eyleminde İsmail Arı’yla göz göze geldik. Meslektaşlarının ellerinde yükselen resmi, durmak bilmeyen yağmura direnen şemsiyelerin arasından bana bakıyordu. İsmail’le ilk kez bir BirGün buluşmasında karşı karşıya gelmiş, sohbet etmiştik. İçimden, “en sonunda tanıştım şu yaman gazeteciyle” diyordum. İsmail Arı gerçekten de yaman bir gazeteci, çıkacak ve yine yazmaya devam edecek.

İsmail sadece yolsuzlukları, tarikatların içyüzünü haber yapmıyor, çevre sorunlarını da haberleştiriyor. AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait Giresun’daki madenin atık havuzunun taşıp doğayı kirlettiğini ilk İsmail’in haberiyle öğrenmiştik. Çok değil üç gün önce aynı madenin atık havuzunda yine sızıntı oldu. Hükümetin ilk haberden hemen sonra madeni kapatıp sorumluları cezalandırması gerekirken, haberi yapan gazeteciyi tutuklayıp susturmanın peşine düştüler. İsmail Arı’nın neden tutuklandığının en sıcak örneği gibi bu durum.

İsmail’in ve diğer tüm tutuklu gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmaları gerek. Hükümetin halktan gizleyecek bir suçu yoksa gazetecilerden de korkmasına gerek yok. Arkadaşlarımız içerde kaldığı sürece bilin ki dışarda birileri hak yiyor, zulmediyor veya doğayı kirletiyor.

***

Hükümet, gazeteciler üzerinde kurduğu baskısının bir benzerini de doğasını korumak isteyenler üzerinde kurmaya çalışıyor. Çevre mücadelelerinden tanıdığımız Polen Ekoloji’den Cemil Aksu da iki aydır tutuklu. Türkiye’de kömürlü termik santrallere karşı direnişin önemli mücadelelerinden İkizköy’den Esra Işık da birkaç gün önce tutuklandı. Işık, YK Enerji’nin Muğla’daki termik santralları için Akbelen Ormanı ve zeytinlikleri yok ederek kömür ocakları açmasına karşı çıkıyordu. Yaşadığı yeri, geçim kaynağı toprağını ve ağaçlarını korumaya çalışıyordu. Akbelen Ormanı çevresindeki 679 parseli hedef alan kamulaştırma kararına sadece o değil 96 yurttaş itiraz etmiş, yürütmeyi durdurma talebiyle dava açmıştı. Hükümet ise yargı kararını bile beklemeden taşınmazların bedel tespitine başladı. Belli ki Limak Enerji ve IC İçtaş’ın özelleştirme sonucu aldığı YK Enerji süreci hızlandırmaya çalışıyor.

Bu noktada şunu da hatırlatmak gerek. Buradaki facianın tek sorumlusu kömür santralları için doğayı yok etmeyi göze almış şirket değil. Biri 1986, diğeri 1993 yılında çalışmaya başlamış, yıllarca bölgeye hiçbir arıtma yapmadan zehir salmış bu iki termik santralı kapatmak yerine özelleştirmeyi tercih eden mevcut hükümet ve Enerji Bakanlığı da yaşananlardan sorumlu. Yaşlarına ve iklim krizi nedeniyle kömürden vazgeçmenin kaçınılmaz olduğunun bilinmesine rağmen, santralları kapatmak yerine 2014 yılında özelleştirerek çalışmaya devam etmelerine yeşil ışık yakılmasa, bugün Akbelen Ormanı ve civarında bambaşka bir hayattan bahsedecektik.

***

Çernobil’in 40. yıldönümü yaklaşıyor, hafızamızı canlandıralım. Bu akşam (3 Nisan 2026) İstanbul’daki Salt Galata’da Toprakaltından Topraküstüne: Türkiye ve Nükleer Felaketler” başlıklı bir söyleşi var. Söyleşi bizi 40 yıl öncesine, çayımızdaki radyasyonla farkettiğimiz nükleer tehlikeye götürecek ve son 40 yılın nükleer enerji macerasına bir ışık tutacak. Söyleşide yönetmen ve akademisyen Can Candan, kimyager İnci ve Ali Gökmen ile sanatçı Onur Gökmen bir araya gelecek. Onur Gökmen’in “Toprakaltı” sergisi de Türkiye’nin radyasyonlu çayla imtihanını merak edenler için görülmeye değer.

Prof. Dr. İnci ve Ali Gökmen 1986 yılında ODTÜ’de öğretim üyesiydi. Çernobil sonrası Türkiye’yi kaplayan, Trakya ve Karadeniz bölgelerinde yağmurlarla etkisi artan radyasyonun izine her gün içtiğimiz çayda rastlamışlar ve halk sağlığı için işlerini kaybetme pahasına verileri kamuoyuyla paylaşmışlardı. O zamanki Atom Enerjisi Kurumu yönetimi, YÖK ve hükümetten aldıkları tehditlere rağmen de geri adım atmamışlardı. Türkiye, nükleer enerjinin anlatılmayan yüzünü Çernobil sonrası çayda, fındıkta, toprakta rastlanan radyasyonla tanıdı.