Cumartesi akşamı Hayat Tv'deyiz

Merhabalar,

5 Aralık 2009 Cumartesi akşamı Hayat TV'deki "Karaborsa" programında hem Kopenhag'daki iklim zirvesini konuşuyor hem de Taner Öngür, Serap Yağız ve Suların Uğultusu'ndan güneş şarkıları dinliyoruz.

Kanal: Hayat TV
Tarih: 5 Aralık 2009
Program: Karaborsa
Saat: 22:00 - 01:00

Hepinizi tartışmayı izlemeye ve katılmaya çağırıyoruz. Hayat TV'yi uydudan ve internetten izleyebilirsiniz.

Enerji Bakanı Greenpeace’i ziyaret etti, çayını içti

Greenpeace: “Nükleerle yaşamaya hazır mısınız?”
Bakan Yıldız: “Biz hazırız!”

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, kendisi Libya’dayken Bakanlık önünde eylem yapan Greenpeace üyelerini İstanbul’daki ofislerinde ziyaret ederek bir ilke imza attı.

Özgür Gürbüz / 2 Aralık 2009

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kurban Bayramı öncesi Ankara’daki bakanlık binası önünde eylem yapan Greenpeace (Yeşilbarış) örgütüne iade-i ziyarette bulundu. Hükümetin nükleer enerji politikalarını protesto eden Greenpeace örgütünün İstanbul’daki ofisine gelen Taner Yıldız, önce Greenpeace Akdeniz Ofisi Genel Direktörü Uygar Özesmi ile 15 dakika süren özel bir görüşme yaptı. Görüşmeden sonra çevrecilerin ofisinde kısa bir tur atan Yıldız, Özesmi ile basının karşısına geçti ve nükleer enerjiyle ilgili soruları yanıtladı.

“Nükleerle yaşamaya hazırız!”
Basın toplantısı sırasında Greenpeace üyelerinin getirdiği çayı içen Enerji Bakanı, kendisine hediye edilen ve üzerinde “Nükleerle yaşamaya hazır mısınız” yazılı “t-shirt”ü üzerine tuttu ve soruya, “Evet, hazırız” yanıtını verdi. Gazeteciler bakana içtiği çayın radyasyonlu olup olmadığını da sordu. Bu soruya Özesmi, “Garantili çay” yanıtını verdi. 1986 yılındaki Çernobil kazasından sonra dönemin bakan ve Başbakanı çayda radyasyon olup olmadığı tartışmalarına televizyonlarda çay içerek yanıt vermişti.

Bakan Yıldız, enerji konusunda tüm sivil toplum örgütlerini dinlemeye hazır olduklarını ve Greenpeace tarafından hazırlanan Enerji (D)evrimi raporunu da dikkatle incelediğini belirterek, “Bir kısmına katılıyor, bir kısmına katılmıyorum. Dikkatlice inceledim, güncellenmesi gereken bazı rakamlar var. Bu konuda ortak bir heyet oluşturulacak ve belki buradan çıkan çalışmalar kamuoyuna açıklanacak” dedi. Şeffaflığın gücüne inanan bir hükümet olduklarını söyleyen Yıldız, “Hem yenilenebilir enerji kaynaklarını harekete geçirmek hem de arz güvenliğiyle ile ilgili tedbirleri almak zorundayım” açıklamasını yaptı. Nükleer santrallerin işletim sırasında atmosfere en az seragazı salan güç santrallerinden biri olduğunu ve iklim değişikliğini durdurma konusundaki önemine dikkat çeken Yıldız, 2023 yılına kadar tüm yenilenebilir enerji kaynaklarını harekete geçirsek bile ondan sonraki yıllarda meydana gelecek açığın kapatılamayacağına işaret etti.

Bakan’a “radyoaktivist” olun çağırısı
Basın toplantısında söz alan ve Yıldız’ın ziyaretinde çok memnun olduklarını söyleyen Özesmi ise, 20 bin destekçisi ve 200 bine yakın siber aktivisti bulunan Greenpeace’in, “I love nuclear” adı verdikleri kampanyayla, nükleer enerjiye hayır diyen 1 milyon imzacıyı hedeflediklerini belirterek, “1 milyon kişiye ulaşınca Bakanlık’ta bu nükleer masala hayır diyecektir” dedi ve Bakan Yıldız’ı da “radyoaktivist” olmaya davet etti. Türkiye’nin nükleer macerasının dört kez hüsranla sonuçlandığını belirten Özesmi, “Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha çok istihdam ve enerji sağlamanın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Biz diyaloga açığız, bu diyalog devam etsin ama bir sonuç getirsin” şeklinde konuştu.

Toplantıda gazetecilerin de sorularını yanıtlayan Yıldız, sık sık, esprilerle karışık olarak nükleer enerji konusunda Greenpeace’in argümanları karşısında ikna olmadığı mesajını verdi ve “İkna edemiyorsanız ikna olmalısınız” dedi. “Nükleer santrallerin maliyetleri nedeniyle devlet desteği olmadan kurulamayacağı, bunun da 1983’ten beri süren liberalleşme politikalarına ters bir durum ortaya çıkarıp çıkarmadığı” sorumuza ise Yıldız, “Güzel bir soru. Enerji sektörü serbestleşecek. Finans modelinde alım garantilerinin verilmiş olması ayrı bir finans modelinin farklı bir tarzıdır. Sizin oradan üretilen elektriği alacak olmanız finansörler için yeterli bir sebeptir. Aynı zamanda kamu ağırlığı olmayacak bir nükleer modeli düşündüğümüz için serbestleşmede herhangi bir engel teşkil etmeyecektir” yanıtını verdi.

Soruma Sayın Yıldız'ın verdiği bu yanıt beni pek tatmin etmedi açıkçası...

Yatak odasında çevreci tedbirler

(Biz sevişirken ne hayvanlar ne işçiler acı çeksin!)

Bugün artık her şeyin daha çevrecisi yapılıyor. Arabanın melezi (hibrid), oyuncakların tahtadan yapılmışı tercih ediliyor. Ne o kadar az plastik o kadar iyi misali, çevreciler şimdi de gözlerini yatak odasına çevirdi. Raflarda doğada tamamen yok olabilen, adil ticaret kapsamında üretilmiş prezervatifler ve elle çevirmeli vibratörler artık piyasada.

Özgür Gürbüz-Gazete Haberturk / 30 Kasım 2009

Kedi sevmekle çevreci olunan günler artık geride kaldı. Alışverişte naylon poşet kullanmamak, illa arabaya binecekseniz melezine (hibrid) binmek iyi ama dahası var. Aslan yattığı yerden, çevreci kullandığı prezervatifinden belli oluyor artık. Tek kullanımlık ürünler her ne kadar çevreciler tarafından pek sevilmese de prezervatif söz konusu olduğunda durum farklı. Seçim yaparken ilk bakılacak kriter prezervatiflerin doğada yok olup olamadığı. Lateksden yapılmış olanlar uzun sürse de doğaya bırakıldığında yok olabiliyor. Spermlerin zaten doğada yok olma sorunu yok. Koyun derisinden yapılanlar daha kolay yok oluyor ama HIV gibi hastalıklara karşı önlem teşkil etmediği için ciddi sağlık tehlikesi var. Açıkçası prezervatiflerin atası sayılan bu türü piyasada bulma şansınız da pek yok. Lateks yerine plastikten yapılmış prezervatif kullanmak ise kesinlikle çevreci değil.

Vegan prezervatif
En çevreci prezervatif listesinin başında lateksten yapılan, vegan prezervatifler geliyor. Prezervatif vegan olur mu demeyin; oluyor. Lateks olanların üretiminde süt proteini kullanıldığı için gıdalarında sadece eti değil hayvan ürünlerini de dışlayan veganlar için bu kaputları kullanmak da mübah değil. Condomi, Glyde gibi tanınmış marka prezervatif üreticileri bu sorunu süt proteini yerine kakao tozu kullanarak çözmüşler. Bu ürünler hayvanlar üzerinde yapılan testleri de reddediyor. Çevrecilerin istekleri bunlarla sınırlı değil. Bir de giderek yaygınlaşan “Adil ticaret” kriteri var. Prezervatiflerin üretimini yapan işçilerin çalıştığı koşullar, ödenen ücretler kısacası sömürüye olanak vermeyen üretim biçimleri adil ticaret kapsamında değerlendiriliyor. Ne hayvanlar ne de işçiler biz sevişirken acı çekmesin diyor ve adil bir seks istiyorsanız bu kriterlere uyan “French Letter” gibi markaları seçebilirsiniz. “Adil Ticaret-Fair Trade” sertifikaları bugün Avrupa’da çikolatadan, muza birçok ürün üzerinde görülebiliyor.

Geri dönüştürülmüş kırbaç
Eczaneye prezervatif almaya giden bir çevrecinin işi bu kadarla da bitmiyor. Alınan prezervatiflerin ambalaj kağıtlarının geri dönüşümlü olup olmadığı, kesilen ağaçların sürdürülebilir bir ormandan gelip gelmediği dikkat edilmesi gereken noktalar arasında. Lateks olanların bile suda çözülmediğini anımsatmakta fayda var. Klozete en çevreci maddelerden üretilmiş olan kaputu bile atmak doğru değil. Çevreci bir ilişki, kullanılmış prezervatifin kağıt torbalara konarak atıkların gömüldüğü bir çöplüğe gönderilmesiyle son bulmalı. Fantezi düzeyi yüksek ilişkilerde kullanılan yağlar, seks oyuncakları, kırbaç ve kelepçelerin dahi çevreci olanlarını bulmak mümkün. Deri yerine geri dönüştürülmüş plastikten yapılmış kırbaçlar daha çevreci ama aynı işi görebiliyor.

Kurmalı vibratörler
Vibratörlerde ise geriye dönüş söz konusu. Piller, kadmiyum, cıva, çinko, lityum gibi metaller içeriyor. Bitmiş piller gelişigüzel bir şekilde doğaya bırakılırsa bu metaller toprağa, suya geçip çevre açısından tehlike yaratıyor. Bu nedenle kullanılıp atılan pillerle çalışan vibratörlerden vazgeçen çevreciler, elden kurmalı yeni nesil vibratörlerle pil tüketimine son veriyor. Dört dakika kurduğunuz bu vibratör 30 dakika çalışıyor. Vibratörlerde de ilk icad edilenlere bir geri dönüş söz konusu. Yatak odalarında kısık ışıklar görürseniz bu da romantizmden çok çevreciliğin bir işareti olabilir. Elektrik tasarrufu çevrecilerin yatak odasından başlıyor. Verimli ve düşük kuvvetteki ampuller tercih ediliyor. Geri dönüştürülmüş plastikleri bazılarımız romantik bulmayabilir ancak loş bir atmosferi savunan çevrecilerin bu konuda daha çok taraftar toplayacağını söylemek sanırım yanlış olmaz. Sevişmenin soğuk kış aylarında vücud ısısını da arttıracağı düşünülürse bu, evi ısıtmak için küresel ısınmaya yol açan doğalgazın daha az yakılmasına da neden olabilir. Çevrecilerin yeni sloganını bulduk galiba, küresel ısınmayı değil kendini azdır!

***
Ürünü çevreci yapan kıstaslar

* Yapımında kullanılan malzemeler, özellikle poliüretan gibi maddelerden yapılmış seks oyuncakları ya da prezervatifler çevreci kabul edilmiyor.
* Ambalajında geri dönüşümlü kağıt kullanılması ve plastikten kaçınılması şart.
* Ürünü üreten firmanın işçilere karşı etik davranıp davranmadığı da sorgulanıyor, adil ticaret sertifikası aranıyor.
* Kullanılan ürünün doğaya bırakıldığında kısa sürede yok olması isteniyor.
* Üretimden ürünün kullanımına elektrik kullanımından kaçınmak gerekiyor. Elektrikli oyuncaklar (!) değil mekanik olanları tercih edilmeli.

Bayer'den görüntülü kimlik kartı

Bayer’in İleri Teknoloji Ürünler (MaterialScience) birimi tarafından geliştirilen son kimlik kartlarındaki fotoğraf sağa ve sola 90 derece dönebiliyor. Hareketli görüntü sayesinde kimlik sahibinin fotoğrafı üç ayrı açıdan görülebiliyor. Fotoğrafın üzerine dokunulduğunda ise kimlik bilgilerine ulaşılıyor.

Özgür Gürbüz-Gazete Habertürk/30 Kasım 2009

Daha çok sağlık ve tarım alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Bayer firması, İleri Teknoloji Ürünler (Bayer MaterialScience - BMS) adlı üçüncü bir bölümünde ise futbol topundan, yüksek güvenlikli kimlik kartlarına kadar birçok konuda kullanılabilen yeni teknolojiler geliştiriyor. Elektronik bir devrenin yapabileceği tüm işlemleri bir A4 kağıdı üzerine geçirebilen film teknolojisi de bunlardan biri. Holografi ve Polimer elektronik konularında da çalışmalar yürüten Bayer’in son buluşlarından biriyse görüntülü kimlik kartı.

Görüntülü kimlik kartları çok yakında
Artan terörizm ve sahtecilik tehlikesine karşı son teknoloji kimlik kartlarının önemi tüm dünyada arttı. Bayer de ince film ve holografi teknolojilerini kullanarak yeni kimlik kartları üzerinde çalışıyor. Güvenlik gerekçesiyle fotoğraflarının çekilmesine izin verilmeyen ve ilk bakışta bugünkü örneklerinden farklı görünmeyen bu kimlik kartı, avuç büyüklüğünde özel bir aletin üzerinde bakıldığında adeta canlanıyor. Fotoğraf bölümündeki profilden görüntü, sağa ve sola 90 derece dönerek, yetkililere kimlik sahibini iki farklı açıdan görme şansı tanıyor. Üzerine dokunulduğunda ise küçük bir ekrana dönüşüyor ve adres bilgileriniz ortaya çıkıyor. Bayer’in “Functional Films” (İşlevsel Filmler) Bölüm Başkanı olan Bernd Steinhilber, taklit edilmesi zor olan bu kimlik kartlarının önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde kullanılmaya başlanacağı tahmin ediyor. Bayer, yeni kimlik kartlarına geçmeye çalışan Türkiye’nin projesiyle de ilgileniyor.

Kalpazanların işi zorlaşıyor
Satış Bölümü’nün başında yer alan Cengiz Yeşildağ da, yeni kimliklerin PVC örnekleri gibi katlandığı takdirde kırılmadığı ve hasar görmediğine dikkat çekiyor. Polikarbonat kartlar dışında mürekkeplerin de kullanılmaya başlandığını söyleyen Yeşildağ böylece taklit edilmenin giderek zorlaştığına dikkat çekiyor. Taklit edilmeyi önleme amaçlı olarak metal partiküllerinin kart üzerine istenildiği gibi dağıtmayı başardıklarını ekleyen Yeşildağ, bunun da kalpazanların işini zorlaştıracak bir başka önlem olduğunu söylüyor. Güney Afrika’nın pasaport, İngiltere’nin ise yeni ehliyet projelerinde bu teknolojilerin uygulanmaya başlandığını belirten yetkililer ileride pasaport kontrollerinin sadece makinalar aracılığıyla yapılabileceğini de öngörüyor.

Basılı organik materyal pazarı büyüyor
Futbol topu yüzeyinden, kayaklara, otomobillerdeki dokunmatik düğmelerden, katlanabilir ekranlara kadar uzanan basılı organik materyal pazarı giderek büyüyor. Bernd Steinhilber, pazarın büyüklüğünün 2015’de 50, 2020’de 100 ve 2025 yılında ise 250 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini söylüyor. 2008 yılı satışlarının 136 milyon avroya ulaştığını belirten Steinhilber, bazı noktalarda endüstriyel üretimde zorlanılsa da bunların aşılacağı görüşünde. Bayer firmasının 2009 yılı için ayırdığı 2 milyar 900 milyon avroluk Ar-Ge bütçesinin yüzde 10’u işlevsel filmlere harcanıyor.