05 Haziran 2017

10 maddede Trump’ın kararı ve iklim krizi

Özgür Gürbüz-BirGün/5 Haziran 2017

ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris Anlaşması’ndan ülkesini çekme kararı, kuşkusuz bugüne, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne de damgasını vuracak. İklim değişikliğini durduramazsak kutlanacak bir ‘çevre günü’ de olmayacak. Trump’ın kararı (ABD’nin kararı demek doğru olmaz) sonrasında iklimi ve gezegeni kurtarmak için hâlâ umudumuz var mı? 10 maddede özetleyelim.

1. İklim değişikliği nedir?
Dünyamızın iklimini en çok, kullandığımız fosil yakıtlar (petrol, kömür ve doğalgaz) değiştiriyor. Fosil yakıtların kullanılmasıyla ortaya çıkan seragazı emisyonları dünyanın ortalama yüzey sıcaklığının artmasına ve iklimlerin değişmesine neden oluyor. Değişen iklimler de daha sıcak yazlarla birlikte, daha şiddetli yağışlara, alışılmadık iklim olaylarının daha sık görülmesine yol açıyor.

2. En çok kim kirletiyor?
Günümüzdeki küresel emisyonların yüzde 20’si Çin’den, yüzde 17,9’u ABD’den ve yüzde 13,3’ü de Avrupa Birliği’nden kaynaklanıyor. Onları Rusya (%7,5), Hindistan (%4,1) ve Japonya (%3,7) izliyor. Diğer ülkelerin emisyonlarıysa her yıl atmosfere bırakılan seragazı emisyonlarının yüzde 33'ünü oluşturuyor. Türkiye’nin payı da yüzde 1’e yaklaşıyor.

3. 2 dereceyi geçmemeliyiz
Bilim insanları gezegenin ortalama sıcaklığındaki artışın 1,5 dereceyi geçmemesi, en kötü koşullarda 2 derecenin altında kalması gerektiğini söylüyor. Paris Anlaşması’nın hedefi de bu. Halihazırda artış yaklaşık 1 derece. 2 derecenin altında kalmak için de atmosfere bıraktığımız seragazı emisyon miktarının 2 trilyon 900 milyar tonu geçmemesi gerekiyor. Şu ana kadar bu bütçenin 2,1 trilyonunu kullandık. Başta enerji olmak üzere tüketim anlayışımızı değiştirmez, başka bir ekonomik modeli tercih etmezsek, 19 yıl içinde kalan bütçeyi de kullanacağız ve iklim değişikliğinin geri döndürülemez etkileriyle karşı karşıya kalacağız.

4. ABD daha mı çok kirletecek?
ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi, atmosfere en çok seragazı bırakan ikinci ülkenin hiçbir şey yapmayacağı anlamına gelmiyor. Dünyada olduğu gibi ABD’de fosil yakıt ve nükleer enerjiden yenilenebilir enerjiye geçiş başladı. Bu yatırımların çoğu özel şirketler, belediyeler ve bireyler aracılığıyla yapılıyor. Bu yüzden de Trump’ın ya da merkezi hükümetin kararı, ABD’deki karbonsuzlaşmanın önüne geçemeyecek. Bu karar enerji dönüşümünü yavaşlatsa da durduramayacak. ABD’de kömür ve kaya gazına verilecek teşvikler artarsa fosil yakıtlardan çıkışın yavaşlayabileceği doğru ama bu her şeyin değişeceği anlamına gelmiyor.

5. Obama’nın planı çöpe atılırsa ne olur?
Son analizler, Trump’ın Obama’nın önerdiği ‘İklim Eylem Planı’nı çöpe atması halinde, ABD’nin 2030 yılında atmosfere planlanandan 1 milyar 800 milyon ton daha fazla seragazı bırakabileceğini gösteriyor. Bu da iklim değişikliğini yavaşlatma/durdurma çabalarına zarar verecek. Zaten, Obama döneminde verilen indirim taahhüdü de beklentileri karşılamaktan uzaktı. ABD, Paris Anlaşması kapsamında 2025 yılına kadar emisyonlarını 2005 yılının yüzde 26-28 oranında altına çekmeyi önermişti. Birçok kuruluş (Örneğin Climate Action Tracker) bu hedefi ABD’nin tarihi sorumluluğu ve ekonomik gücü nedeniyle yetersiz buluyor. Trump’la birlikte bu yetersiz taahhüt de geçerliliğini yitirecek.

6. Trump’ın kararının ardında ne var?
Trump’ın ABD’nin Paris Anlaşması’nda çekileceğini açıkladığı konuşmada sıraladığı nedenler genelde ekonomiyle ilgiliydi. Trump, ABD’nin bu anlaşma nedeniyle kayba uğrayacağını, özellikle de işsizliğin artacağını söyledi. “ABD’nin zenginliğinin başka ülkelere dağıtılacağını” söyleyerek, Çin’in emisyonlarını anlaşma kapsamında artıracak olmasından da şikayet etti. ABD’nin dev şirketlerinin liderleri ise aynı fikirde değil. Tesla, Apple ve Dow Chemical gibi dev şirketlerin yönetim kurulu başkanları Trump’ı anlaşmada kalmak için ikna etmeye çalışmışlardı. Trump’ın iklim inkarcılığının arkasında büyük kömür ve petrol devlerinin olduğu da konuşuluyor. 2012 yılından bu yana seçim kampanyaları için fosil yakıt şirketlerinden 10 milyon dolardan fazla bağış alan 22 Cumhuriyetçi senatörün Trump’a Paris Anlaşması’ndan çıkılması yönünde mektup yazdığı konuşuluyor.

7. İklimin yeni lideri Çin mi olacak?
Çin ve AB, Trump’ın kararına rağmen iklim mücadelesinde kalacaklarını söyleseler de, Paris Anlaşması’nın hayata geçeceği 2020’ye kadar sürecek pazarlıklarda, ABD’nin açığını kapatmak için ne yapacaklarını açıklamadılar. Paris Anlaşması’nın bağlayıcılığının olmaması ve ABD’nin çekilmesi, pazarlık sürecinde diğer ülkeleri de gevşetebilir. Bu da gerekli azaltım hedeflerine ulaşmayı engelleyebilir. Trump’ın kararının, hava kirliliği gibi çevre sorunlarıyla boğuşan, kömür tüketimini hızla azaltmaya çalışan ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ekonomisini güçlendiren Çin’e önemli bir liderlik fırsatı sunduğu kesin.

8. Türkiye ne yapıyor?
Türkiye gibi kömürde ısrar eden ülkelerin Trump’ın kararını Paris Anlaşması’na taraf olmamak ve emisyonları azaltmamak için bir bahane olarak kullanacağını söyleyebiliriz. İklim Başmüzakerecesi Mehmet Emin Birpınar’ın Twitter’da yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin imza attığı Paris Anlaşması’nı yakın zamanda Meclis’e getirip onaylamayacağını gösteriyor. Türkiye yılda 475 milyon ton seragazı üretiyor. Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhüt, bu miktarı azaltmayı değil, artışı çok az da olsa sınırlandırmayı öneriyor. Taahhüde göre Türkiye 2030 yılına gelindiğinde seragazı emisyonlarını 929 milyon tona çıkaracak, neredeyse ikiye katlayacak. Bu da Türkiye’nin aslında iklim için hiçbir şey yapmaması demek.

9. Paris Anlaşması yeterli mi?
Paris Anlaşması’nda ülkelerin verdiği taahhütler, ABD anlaşmada kalsa bile yeterli değildi. Ortalama yüzey sıcaklığının 2 derecenin altında kalması için imzacı ülkelerin, seragazı emisyonlarını 14 milyar ton daha azaltacak yeni taahhütlerde bulunmaları gerekiyordu. Plan önümüzdeki üç yıl içinde anlaşmaya taraf ülkelerin pazarlıklarla azaltım hedeflerini yükseltmeleriydi. ABD’nin olmadığı bu pazarlık sürecinde bu işin daha zor olacağı kesin. Şu ana kadar anlaşmaya imza atan 197 ülkeden 147’si anlaşmayı onayladı. Türkiye, İran, Hollanda ve Rusya henüz anlaşmayı onaylamayan ülkeler arasında.

10. Şimdi ne yapmalı?
İklim değişikliğini durdurmak için çok az zaman var. Bu yüzden de ABD üzerindeki uluslararası baskının hiç olmadığı kadar artırılması şart. ABD’deki Trump karşıtı muhalefete de büyük iş düşüyor. Yenilenebilir enerjiden yararlanan, bu konuda net politikalara sahip eyaletler ve bireyler, merkezi hükümetin kararına rağmen seragazı emisyonlarını azaltan plan ve eylemlere sahip çıkmalı. Diğer ülkelerin de ellerini taşın altına koyup gerçekçi bir hedef için dünyayı fosil ekonomisinden güneş ekonomisine geçirecek yeni bir ekonomik düzende birleşmeleri şart.

Hiç yorum yok: