Özgür Gürbüz tarafından kaleme alınan makale, analiz ve haberlere bu adresten ulaşabilirsiniz. Yazıları başka bir yerde yayımlamak için izin almalısınız. E-posta: ozgurgurbuzblog(at)gmail.com
Gözünüz doysun!
Memlekette kıyı, dere, ova, tarla, orman bırakmadılar. Ağaçların ederini kocaman hesap makinalarıyla hesapladılar, derelerle çarpıp, ovalara böldüler. Bizim yaptığımız hesaba göre elde avuçta bir şey kalmadı, ama onların yaptığı hesaba göre elleri avuçları parayla doldu taştı. Ağaç ne işe yarar, dere ne yapar, ovada ne yetişir malum zatlar için hiç mi hiç önemli değildi. Onlar bu dünyaya 40-50 yıllığına gelmişlerdi ve ağacın da, derenin de, ovanın da kaç para ettiği önemliydi; gerisi lafügüzaf.
Yalan söylediler, yalanlarına ortak buldular ve yalanlarını yaymak için çalmadık kapı bırakmadılar. Politikacıları, gazetecileri ya işlerine ortak ettiler ya da yalanlarına. Madenler yer altında yatıyor yalanıyla, toprağı alt üst ettiler. Ülke zenginliğinden oluyor diye bir türkü tutturdular. Ne toprağın topraklığı, ne köylünün köylülüğü kaldı. Maden sahipleri zengin oldu, memleket ise yerinde saymaya devam ediyor. Pamuğu, buğdayı ekecek toprak kalmadı. Ne elde bir baş hayvan, ne de onları otlacak otlak kaldı.
Bu da doyurmadı onları, ne karınlarını, ne de gözlerini; ovalara indiler. Her boş ovaya bir termik santral, çimento fabrikası kondurdular.Kirletmesi bedava olan memleketin havasını kirletip, ucuza (!) mal etikleri çimentoyu havası kıymetli olduğu için çimento fabrikası kurulmayan memleketlere ihraç ettiler. Bunun adına ansiklopedilerde ticaret ettikleri halta da "kar" dendi. Çimento fabrikalarına elektrik gerekti, bu sefer de kömür ithal edip yakmak için ovalara, kıyılara termik santral kurdular.
Dağların yükseklerinde birkaç küçük dere kalmıştı. Enerjiye ihtiyacımız var diye bildik masallarını anlatmaya başladılar. Bu memleketin enerjiye ihtiyacı vardı da, hiç mi akarsuya, ormana, ovaya, tarlaya, kıyıya, bir gram temiz havaya ihtiyacı yoktu? Hesapsız kitapsız yalanlar söylediler. Memleketin tüm akarsularını parselleyip, aralarında bölüştüler. Hayatlarında görmedikleri nehirleri türlü pazarlıklarla sahiplendiler. Tüm hayatını o nehir ve nehrin kıyısında geçirenler ise öksüz kaldılar.
40 yıldır, nükleer olmazsa elektriksiz kalırız diye, bağırıp inlediler, 40 yıldır ne nükleer oldu, ne de elektriksiz kaldı memleket ama yüzsüzler aynı yalan dolanla yine meydanlara doluştular. Milyar dolarların konuştuğu ihalede memleket sevdasının lafı mı olurmuş, parsellediler yine Kara ve Akdeniz'i. İki oraya, üç buraya kondurma peşindeler yeni Çernobilleri. Ortada hesap kitap yok ama masal çok. 7-8 sente elektrik üreten rüzgar enerjisine pahalı diyenler, ihalede gelen 21 sentlik teklif üzerinden “ucuz” nükleer pazarlığına giriştiler.
Herkes bu olan bitene seyirci değil tabi. Bergama'dan, Karadeniz'den, Akkuyu'dan, Sinop'tan, Tunceli'den, Yuvarlakçay'dan, Efemçukuru'ndan, Hasankeyf'ten ve boynuna para hırsının hançeri saplanmış memleketin onlarca toprağından binlerce insan, 25 Nisan Pazar günü İstanbul Kadıköy meydanına doluşuyor.
Sen de orada ol, derene, ovana, ormanına sahip çık.
Memlekete, bu dünyaya sahip çık!
Buluşma yeri ve saati:
25 Nisan Pazar, saat:12.00
Kadiköy- Tepe Nautilus
Çağrıcılar:
EGEÇEP - Allianoi Girişimi
Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi
Karadeniz İsyandadır Platformu
Cide - Loç Vadisi Koruma Platformu
Munzur Koruma Kurulu (DEDEF)
Rio Tinto'nun yöneticisine 10 yıl hapis
Stern Hu, rüşvet verdiği için 7, devlete ait çelik şirketinden ticari sırları çaldığı için de 5 yıl yıl olmak üzere 12 yıl ceza aldı. Hu'nun cezası indirimlerden sonra 10 yıla düşürüldü. Suçlu olduğunu kabul
eden Stern Hu, savcıların iddia ettiği 1 milyon doları bulan rüşvet miktarına ise itiraz etti.
Görüldüğü gibi bazı maden şirketleri ticari amaçlarına ulaşmak için her yolu deneyebiliyor. Türkiye'de durum nasıl sizce?
Arap Zirvesi'nin bu yıl kaçıncısı yapıldı?
Özgür Gürbüz / 29 Mart 2010
Sizlere 10 puanlık uzman sorusu sorduğumun farkındayım. Libya'da gerçekleştirilen Arap Zirvesi'nin, bu yıl 32. toplantısını yaptığını düşünüyorsanız siz de yanılıyorsunuz. Gazetelerde "32" rakamını okuduğunuza hiç şüphem yok. Zaten, hatanız sizin hala o gazeteleri okuyor olmanızda ya, neyse... Görebildiğim kadarıyla İHA, TRT, Mynet gibi birçok kanal okuyucularına yanlış bilgi vermiş. Kontrol etmek isterseniz, bağlantılar aşağıda.
http://haber.mynet.com/detay/dunya/32-arap-ligi-zirvesi-basliyor/502586
http://www.haberfx.net/32-arap-ligi-zirvesi-libyanin-sirte-sehrinde-basliyor-haberi-173406/
http://www.trt.net.tr/haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=32ae91f3-19f4-45fd-aede-9a8cb6e5e3e6
Uzman sorumuzun doğru yanıtı ise "22". Haberlerin birçoğunun mahreçinin Libya olması ise bir başka soruna işaret ediyor. Toplantıyı yerinde izleyen gazeteciler yazıyor bu haberleri, dünyadan bir haber İstanbul ve Ankara'daki editörler kontrol ediyor ve onların işlerinden sorumlu yayın yönetmenleri de onay veriyor. Bu sadece medyamızın içinde bulunduğu durumu göstermek için basit bir örnek. Haberlerin dilinden, yapısına kadar onlarca sorun daha var. Ne yazmış diye değil de, nasıl yazmış diye okursanız, eminim siz de fark edeceksiniz.
Nükleer saldırı
Türkiye'ye yönelik nükleer saldırı planı ortaya çıktı. Güneyden Ruslar, kuzeyden Koreliler taarruza geçtiler. Arkalarında destek aldıkları, çok bilinmeyenli nükleer anlaşmalarla geliyorlar. Memleket, 1986 yılında meydana gelen tarihin en büyük endüstriyel kazası Çernobil'den sonra bir kez daha radyasyon kuşatması altında.
Turizm nükleer tehdit altında