20 Kasım 2015

Yaşasın tekbir

Özgür Gürbüz-BirGün/20 Kasım 2015

İngiltere hükümeti iklim değişikliğine yol açan kömür santrallerini 2025’e kadar kapatacağını açıkladı. Bizim Enerji Bakanlığı duyuyor mu olan biteni bilmiyorum. Tek bildiğimiz onlarca kömür santrali kurmayı planladıkları. Adana, Zonguldak, Aliağa ve Çanakkale civarında beşer onar termik santral planları var. Ne halka soruluyor ne de doğru dürüst çevre etkileri araştırılıyor. Oradaki insanlar ne yapacak, nerede yaşayacak, nasıl bir hava soluyacak belli değil. Türkiye’nin iklim değişikliğine katkısı da ortada. Dünyanın en çok elektrik üreten 20. ülkesiyiz. Ürettiğimiz elektriğin yüzde 70’ten fazlasını termik santrallerden (doğalgaz ve kömür) sağlıyoruz. Her yıl sellerde insanlarımız ölüyor, kuraklık yüzünden tarlalarda ürünler kavruluyor ama tek yaptığımız iş olan biteni seyretmek. Ha, bir de aklımıza geldikçe tekbir getiriyoruz. Statta, okulda, sokakta tekbir. Maşallah!

İngiltere’de sanayi devrimini gerçekleştiren iki hammadde vardı; kömür ve demir. İngiltere işte bu iki hammaddenin birinden vazgeçiyor. Sadece İngiltere değil, gelişmiş ülkelerin hemen hemen hepsi aynı yönde ilerliyor. İsveç, Danimarka gibi ülkeler çoktan petrolsüz, kömürsüz bir gelecek için planlarını yaptı. Ekonomisi bize yakın ülkeler de boş durmuyor. Örneğin Portekiz; elektrik üretiminin yüzde 60’dan fazlası yenilenebilir enerjiden sağlanıyor.

OECD bile kömür santrallerinin verimsizlerine ihracat kredilerini kesme konusunda anlaşmaya vardı. Yakında detaylar ortaya çıkacak. Kısacası dünyada yeni bir çağ başlıyor, adına güneş çağı diyelim. Türkiye bu çağın neresinde? Biz devre tekbir getirerek başlamıştık, tekbir getirerek devam ediyoruz. Arada da kayda değer bir şey yok. Ya Allah yola devam ama gittiğimiz yolun sonu yok farkında değiliz.

Filmler bize yol gösteriyor
Yalnız değiliz. İş mücadeleye gelince bu dünya çok küçük. Yeni otoyollara, havaalanlarına, sofranıza kadar uzanan genetiği değişmiş organizmalara (GDO), kentleşmeye karşı direnen çiftçilere sadece Türkiye’de rastlanmıyor. Dünyanın dört bir yanında insanlar benzer kavgaları veriyor. Amaçları aynı, yaşam hakkını savunmak, yaşamı sürdürülebilir kılmak. Farkları ise buldukları çözüm yolları.

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) dün başladı. Filmler dünyanın dört bir yanından derlenen güzel fikir ve mücadeleleri önümüze getiriyor. En sevdiğim film festivali SYFF desem abartmış olmam. Filmleri izlerken bazen aynı dertleri paylaştığım bir dostla sohbet ettiğimi düşünüyorum. Festival, yaratıcı fikirler edinmek, sorunlar hakkında bilgi sahibi olmak ve çözüm önerilerini görmek adına dört dörtlük bir fırsat sunuyor bizlere. www.surdurulebiliryasam.org adresinden bilgi alabileceğiniz festival bu yıl 20 ayrı noktada aynı zamanda başlıyor. Festival, Adana, Ankara, Antalya, Artvin, Balıkesir, Bayındır (İzmir), Bodrum (Muğla), Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Eskişehir, Fethiye (Muğla), Giresun, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Trabzon ve Urla’da (İzmir) ücretsiz izlenebiliyor. Festivalin bir özelliği de izleyicileri işin içine katması. Programda sohbet bölümleri de var. Ben de bir tanesine katılacağım. Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi'nde, 16.00'da gösterilecek, ‘Hayatta Kalma Bilgeliği’ adlı filmden sonra izleyicilerle filmi değerlendireceğiz, ilkim değişikliği sorununu tartışırken bu defa sadece insan merkezli bir değerlendirme yapmayacağız. Film ve doğa severleri beklerim.

1 yorum:

Istanbul Permakultur Kolektifi dedi ki...

Katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederiz.