04 Eylül 2008

Yasaklı uçaklar Türkiye pistlerinde!

Avrupa Birliği'nin kara listesindeki “Ariana Afghan Airlines"a ait uçaklar Yeni Aktüel'in radarına yakalandı...

Artık göklerimizde güvercin kadar uçak var; biri iniyor, biri kalkıyor. Yine de güvercinler kadar özgür değiller, her istedikleri yere inip kalkamıyorlar. Avrupa Birliği’nin havaalanlarını belli havayollarına kapattığı bir kara listesi bile var. Bu kara listede yer alan, ama Türkiye’de dilediği gibi uçan uçaklar da... Bu arada, Türkiye’nin bir kara listesi olup olmadığını da merak ettik, ancak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden yanıt alamadık…

Özgür Gürbüz - Aktüel / 4-10 Eylül 2008

Kemerinizi bağlayın, belinize göre ayarlayın. Bebeğiniz varsa onun için özel kemer, uykunuz varsa yastık isteyebilirsiniz. Can yeleklerini başınızdan geçirin, ucundan sarkan ipleri yeleğin arkasından dolayarak birbirine bağlayın. Bir şeyler ters giderse (Allah korusun!), başınızın üstündeki kapaklardan plastik serum şişelerine benzer oksijen maskelerinin düşeceğini zaten biliyorsunuz. Birazdan kalkışa geçeceksiniz ama inemeyebilirsiniz. Ya da istediğiniz yere inemeyebilirsiniz çünkü bu, sizden çok seçtiğiniz havayolu şirketiyle ilgili.

Avrupa Birliği, havayolu şirketlerinin kontrol mekanizmalarından, uçakların içindeki ekipmana kadar birçok kriteri göz önüne alarak, onlarca şirketin hava alanlarını kullanmasını engelliyor. “Ariana Afghan Airlines” da bunlardan biri. Bu havayolunun Avrupa Birliği içerisindeki herhangi bir havaalanına inmesi, en son 25 Temmuz 2008 tarihinde güncellenen kararla yasaklanmış durumda. Henüz Avrupa Birliği üyesi olmadığı için bu kararın Türkiye üzerinde bağlayıcılığı yok. Olmadığını da havaalanlarında biraz dolaşınca anlıyorsunuz. Geçen hafta içinde bu havayoluna ait iki uçak İstanbul ve Ankara’daydı. Bunlardan biri, 27 Temmuz saat 16:00’da Kabil’den gelip İstanbul’a indi. İkinci uçak 29 Temmuz’da Kabil’den Ankara’ya uçtu ve oradan da İstanbul’a doğru yola çıktı.

Kemer ikaz ışıkları söndü. Yerimizden kalkıyor ve pilot kabinine girerek bu konuda daha ayrıntılı bilgi almaya çalışıyoruz. Türkiye Havayolu Pilotları Derneği Başkanı, Kaptan Pilot Ali Ziya Yılmaz, havayolu şirketlerinin kara listeye alınmasının sadece güvenlikle ilgili olmadığının, çarpışmaya mani olucu sistem ve uçakların çıkardığı gürültünün limitlere uygunsuzluğun da neden teşkil ettiğinin altını çiziyor. Yasakların bir başka sebebinin ise teknik donanımlarla ilgili olduğunu belirten Yılmaz, “Yoğun hava trafiğinin bulunduğu Avrupa hava sahasında uçabilmek için çarpışmayı önleyici sistemle donatılmış olma şartı var. Bu şartı yerine getirmeyen uçakların bu bölgelere girmesi yasaklanmıştır” diyor.

Otomatik pilot sabırsızlanıyor, röportajı kısa kesmek zorunda kalıyoruz. Ali Ziya Yılmaz’a kabinden çıkmadan son haftalarda İspanya ve Kırgızistan’da meydana gelen kazaları ve Türkiye’nin durumunu soruyoruz. Yılmaz, Türkiye’nin Avrupa Havacılık Birliği’nin bir üyesi olduğunu, ayrıca Dünya Havacılık Kuralları’na göre gereken denetimlerin yapıldığını belirtiyor. “Emniyet tedbirlerini ne kadar iyileştirirseniz iyileştirin böyle kazalar oluyor” diyen TALPA Başkanı, “Yaz aylarındaki yoğun uçuşlar sonucu oluşan yorgunluk bir kaza nedeni olabilir. Maliyetleri düşüreceğim derken emniyetten taviz vermek de. Ancak, kazalar yıllık uçuş saatleriyle mukayese edildiğinde son dönemde pek bir artış olduğunu sanmıyorum. Kazaların üst üste gelmesi kamuoyunun dikkatini çekti herhalde” açıklamasını yapıyor.

Kazalarda insan faktörü yüksek
Yerimize geçiyor, kemerimizi bağlıyoruz. Koltuğumuzu dik duruma getirdikten sonra önümüzdeki cepte yer alan bir not gözümüze çarpıyor. Tam da bu yorgunluk meselesiyle ilgili. Hava-İş Dış İlişkiler ve Eğitim Uzmanı Kemal Ülker imzalı notta, havacılıkta meydana gelen kazaların dörtte üçünde insan faktörünün rol oynadığı, yine kazaların dörtte birinin direkt olarak uçuş ekibinin yorgunluğuyla ilgili olduğu yazılı. Hava-İş’in bu konuda kampanya yaptığını belirten Ülker, Türkiye’nin kaza performansının Afrika ülkelerine yakın olduğunu söylüyor. O anda yanımızdaki yolcunun nota bizim kadar dehşetle baktığını fark ediyoruz. “Bendeki bir istatistik gerçek anlamda kazaya sebep olan teknik-mekanik sorunların payını sadece yüzde 11 olarak gösteriyor” diye söze başlıyor. “Buna karşılık kazalardaki insan hatası oranı yüzde 73. Uçağı yöneten kişi pilot olduğu için, kazayı da pilot yapar anlayışı değişeli çok oldu. Kazaların çoğunu pilotlar değil, insanlar yapar. Bu insan bazen pilot, bazen kuledeki operatör, bazen de yönetim binasındaki kişi olabiliyor” diye devam ediyor. Kendisini tanıtmasını istiyoruz, Havacılık Tıbbı Derneği Başkanı Doç Dr. Muzaffer Çetingüç’le sohbet ettiğimizi anlıyoruz. Çetingüç, “Yüzlerce insanın öldüğü dramatik olaylara sebep olan kişi bizzat pilot ise bile, onu bazı zafiyetler içinde o koltuğa oturtan kişilerin hiç sorumluluğu yok mu? Onun eğitim veya beceri eksikliğinden, sağlık sorunlarından, yorgunluk, uykusuzluk ve beslenme problemlerine kadar; psikolojik bozukluklarından, doğru karar vermesini engelleyen idari baskılara kadar olan konuları dikkate almazsak, doğru davranmış olur muyuz” diye soruyor. Bu soruya yanıt vermekte zorlanırken imdadımıza yemek servisi yetişiyor. Kemal Ülker’in notunun son bölümü aklımıza geliyor. Uçuş ekibinin ülkemizde garson olarak algılandığından yakınan Ülker, onların asıl görevinin çok nadir de olsa karşılaşılan kazalarda üstlendikleri rol olduğuna, bu yüzden de eğitimin ve personelin uygun koşullarda çalışmasının önemine dikkat çekiyor. Not, İsviçre’deki “Kapers” sendikasının sloganı ile bitiyor; biz de yazıyı öyle bitirelim. İsviçre’deki kabin memurları, “Biz sizin k..ınızı yalamak için değil, kurtarmak için buradayız” sloganıyla çalışıyorlarmış...

***
Havacılık Tıbbı Derneği Başkanı Doç Dr. Muzaffer Çetingüç
“Türkiye’nin kaza karnesi iyi değil”


* Sizce Türkiye'de havacılıktaki standartlar hangi seviyede?

Havacılık Tıbbı Derneği olarak tıbbi konularla ilgili olduğumuz için, bu sahada zafiyetler görüyoruz. Örneğin uçuş doktorları sisteme entegre edilmemiş durumda. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yolcu ve uçuş ekiplerinin sağlık sorunlarıyla ilgilenecek, havacılık tıbbı eğitimi almış tek bir hekim yok. Koskoca THY’de sadece bir uçuş doktoru var, o da idari görevde. Bu kişi tıbbi kontrollere, sağlık istatistiklerine, uçuş ekiplerinin eğitimlerine nasıl yetebilir?

* Türkiye'de uçak kazalarıyla ilgili kaza raporlarına güvenebilir miyiz?
Resmi kaza raporları dünyada da çok geç yayınlanıyor, gerçekten de teknik analizler vakit alabilir ama sanki olayın soğuması için geciktiriliyor ve insanlar da zaman içinde olayı unutuyor. Medya ve sigorta şirketlerinin baskıları işe yarıyor; şirketleri uçuş güvenliği tedbirleri almada titiz davranmaya zorluyor. Gene de kazaların gerçek sebepleri bazı kişileri veya şirketleri zor durumda bırakacak, ticari kayba yol açacak gibi ise, raporların açıklanması kasten erteleniyor, istatistikler çarpıtılıyor olabilir.

* Türkiye'deki havayolu şirketlerinin güvenlik kayıtları nasıl?
Ciddi havacılık sitelerinde dünyanın tüm havayolu şirketlerini kapsayan kaza istatistikleri var; bu kaynaklarda ülkemizin bayrak taşıyıcı şirketinin karnesi iyi görünmüyor. Bir milyon kalkış itibariyle kaza oranları: Delta: 0.30 British Airways: 0.32 Lufthansa: 0.41 AirFrance: 1.19 İran: 2.5 Pakistan: 5.0 THY:7.3 Mısır: 8.0 Çin: 10.2 Ülkemizin bu sıralamada bu kadar kötü bir yerde olmasının bir açıklaması olmalı. Şahsen yurtdışı seyahatlerimde tercih ettiğim THY’nin bu istatistiklere yanıtını merak ediyorum.

* Ramazan ayında pilotların oruç tutmaması gerektiğini belirtmişsiniz…
Havacılıkta sadece pilotlar değil, hava trafik kontrolörleri, uçak bakım ve yer ekipleri de görev günlerinde oruç tutmamalı. Oruç nedeniyle uyku ve uyanıklık ritminin değişmesi yüzünden halsizlik, dalgınlık ve uyuklama olabilir; 10-12 saat süreli açlık ve susuzluk nedeniyle kan şekeri ve tansiyon düşmeleri, dikkat, bellek ve konsantrasyon bozuklukları; sinirlilik, tahammülsüzlük görülebilir. Askeri havacılıkta uçucuların oruç tutmaları da, katı diyet uygulamaları da engellenir. Bir örnek de İslâm dünyasından verelim. Fas’da pilotların oruç tutmamaları gerektiği, orucun pilot performansını olumsuz biçimde etkilediği, bizzat Ulaştırma Bakanı Karim Ghellab tarafından açıklandı.

* Zaman zaman içki içtiği söylenen pilotlarla ilgili haberlere rastlıyoruz. Bu konuda bir kontrol eksikliği mi var?
Her toplulukta ilaç ve uyuşturucu kullanan da, alkolü görevi sırasında kullanan kişiler de olabilir. Özgüveni yüksek kuruluşlar, binlerce personeli arasında böyle davranış bozuklukları gösterenlerin çıkabileceğini serinkanlılıkla kabullenir ve tedbir alır. Bizim pilotlarımız arasında alkolik olan, uçuşta bile içen kişi olduğunu duymadım, ama tek tük olsa bile kontrol mekanizmasıyla bunlar caydırılabilir. Batı ülkelerinde pilotlara uçuş öncesi veya sonrası rasgele alkol testi yapılmakta. Bizde bu anlamda yapılan hiçbir şey olmadığını bilmek üzücü. Ayrıca şaibe altında kalan yüzlerce düzgün pilot adına da üzülüyorum.

***
AB’nin kara listesinden bir kaç örnek

Havayolu şirketi --- Ülkesi
Ukrainian Mediterranean Airlines --- Ukrayna
Africa One --- Kongo
Air Pacific Indonesia --- Endonezya
Kyrgyz Trans Avia --- Kırgızistan
Air West Co. Ltd. --- Sudan

Tam liste için: http://ec.europa.eu/transport/air-ban/

Hiç yorum yok: