10 Temmuz 2017

Klima imparatorluğu

Özgür Gürbüz-BirGün/10 Temmuz 2017

Memlekette üretim hiç durmuyor. Beş yıl önce yerli otomobil yapacağız diyenler olmuştu, bugün ise rotayı uçak gemisine kırdılar. Durmadan bir şeyler üretiyorlar ama üretileni gören yok… Hiç kimse de, “madem derdiniz otomobil ve uçak gemisi gibi teknoloji-sanayi ürünleri üretmek; neden tüm liseleri kapatıp, üniversitelerdeki kaliteli bilim insanlarını işten atıp her mahalleye bir imam hatip açıyorsunuz” diye sormuyor. Okuyup üfleyerek yapılmıyor bu uçak gemisi dediğin. Ey dolduruşa gelenler, duyun sesimizi…

Uçak gemisi gibi gereksiz işleri bir tarafa bırakalım, gelin şu ülkenin klima sorununu çözelim. Enerji ve kentleşme politikaları o kadar çığırından çıktı ki, Türkiye’de ev tipi klima satışı 2016’da 800 bine ulaştı. Yılda 800 bin klima! Ticariler dahil klimalara ödenen para bir yıl önce 1,4 milyar dolardı. Akıllara ziyan. Türkiye’nin ekonomisi klima ekonomisi oldu, kimsenin haberi yok. Enerji ithalatının artmasında, çevreye zarar veren onlarca santralın kurulmasında en büyük sorumlulardan biri, “esmiyor” deyip düğmesine bastığınız klimalar. 

3 Temmuz’da Türkiye’nin birçok yerinde sıcaklık rekorları kırıldı. Daha sonra da herkes şu haberi okudu: “Elektrik tüketiminde 3 Temmuz’da rekor kırıldı”. Her yaz olduğu gibi, sıcaklıklar artınca klimalar çalıştı ve elektrik tüketimi de arttı. 3 Temmuz Pazartesi günü Türkiye’de 928 milyon kilovatsaat elektrik tüketildi. Normal bir işgünüydü. İki hafta önce, 20 Haziran’da ise Türkiye’nin elektrik tüketimi 775 milyon kilovatsaatti. O da normal bir işgünüydü ama iki tüketim miktarı arasındaki fark 150 milyon kilovatsaat. İki haftada Türkiye’de ne değişti? Ağır sanayi hamlesi mi sonuçlandı? İhracat mı ikiye katlandı? Uzaya roket göndermek için tüm fabrikalar 24 saat çalışmaya mı başladı? Hayır. Hava sıcaklığı ortalama 6 derece arttı, elektirk tüketimi tavan yaptı. Rekorun kırılmasının en büyük nedeni klimalar. Ne ülke kalkındı, ne de üretim şahlandı. Haliyle bu rekorun övünülecek bir tarafı yok.

Klimalar yüzünden boşa harcadığımız 150 milyon kilovatsaatlik enerjiyi üretmek için 50MW gücünde bir rüzgar santralının bir yıl çalışması gerek. Ya da bir o kadar nehir tipi HES’in. Sizin bir gün terlememek için klimalara hücum etmenizin bedeli bu. Doğru kentler kurmamanın, güneşi ve rüzgarı hesap ederek binalar yapmamanın ve konfor düşkünlüğümüzün sonucunu ülkece elektrik faturalarıyla boğuşarak ödüyoruz. Elektrik faturasını ödeyecek paranız olabilir ama bu iş para değil vicdan meselesi. 

Klima kullanımında öncelik yaşlılara, hastanelere ve sağlık problemi olanlara verilmeli. Urfa’da, Adana’da veya Antalya’da otursanız onu da anlarım ama İstanbul’da yazı 22-23 derecede geçirmek için eve klima koydurtmak başka bir şey… Japonya Çevre Bakanlığı yazın ofislerdeki klimaların 28 dereceye ayarlanması için kampanya yapmıştı. Klima kullanmak yerine giysilerle ilgili kurallar yumuşatıldı. Türkiye’de de yapılabilir. Ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyorsanız ofise klimayla değil şortla ve tişörtle gelin. 

İşin daha da trajik tarafı şu. Yıl içinde sıcaklıkların tavan yaptığı gün sayısı çok değil ama yükseldiğinde artan elektrik talebini karşılamak için yedekte santralınızın olması gerekiyor. Malum akıllı şebeke, dağıtılmış santrallar konusunda sınıfta kalmış bir ülkeyiz. Merkezi santrallara bağlı eski ve tekelci bir elektrik üretim/dağıtım sisteminde ısrar ediyoruz. Bu yüzden de yıl içinde tüketim bu en yüksek rakamlara belki 10-15 gün ulaşsa bile, o anlık talepleri karşılamak için fazladan santral kuruyoruz. 

3 Temmuz’un faydası da oldu. Bize enerji planlamasında yapılan hataları gösterdi. Elektrik talebinin tavan yaptığı anda (ani puant talep) 46 bin MW oldu. Türkiye’nin mevcut kurulu gücü 80 bin MW civarında. Talep artışının umulduğu gibi artmamasına rağmen durmadan santral kurulması Türkiye’de bir arz fazlası yarattı. Bu plansızlığa son verip, yeni santral yapımlarını sınırlamazsak, Türkiye’deki birçok santralın atıl kalması kaçınılmaz olacak. Elektriği boşa harcayan ülke unvanının yanına, santralları boşa kuran ülke unvanını da alabiliriz.

Uçak gemisi yapınca bu sorunlar halloluyorsa tamam. Hallolmuyorsa sanayideki ustaları toplayıp uzay gemisi için çalışmalara başlasak çok daha iyi olur. 

Hiç yorum yok: