08 Temmuz 2012

Behzat Ç. RTÜK’ü nasıl atlatır

Behzat ve arkadaşları toplumun genel ahlak kurallarına uyum sağlamak ve polislik mesleğine gölge düşürecek hareketlerden kaçınmak için arada bir yoldan geçen vatandaşları darp edebilirler. Sonra da darp ettikleri kişiye dava açarak ondan şikayetçi olabilirler.

 Özgür Gürbüz-Birgün/8 Temmuz 2012

Son yıllardaki yerli dizi salgını Behzat Ç. 'yi saymazsak beni teyet geçti. Bu yüzden yaz gelince dizilere ara verildiğini Behzat Ç. sayesinde öğrendim. Sezon finali denen bir şey varmış.  Sezon finali olunca oyuncular ve peşlerinde koşturan magazin muhabirleri, cümbür cemaat tatile çıkıyormuş. Milletin ayılıp bayıldığı dizi oyuncularını bu süre boyunca ekranlardan değil magazin haberlerinden takip ederek hasret gidriyorsunuz. Bizim komiser ve arkadaşlarının böyle bir lüksü yok, hepsi devlet memuru olduğu için tahminen magazin muhabirlerinin ana vatanı Bodrum’a pek gidemiyorlar. O yüzden içimdeki hasret büyüdükçe büyüdü ve kalemime vurdu.

Star TV'nin sitesinden alınmıştır.
Zaten para olsa bile Behzat Ç. ve arkadaşlarının tatile gidecek durumları yok. Duyduğuma göre peşlerine RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) takılmış. Daha bir hafta önce dizinin yayınlandığı televizyona 1 Nisan’daki bölümde çok içki içildi diye para cezası kesmişler. Söz konusu dizide Komiser Behzat ile Savcı Esra evleneceklerini açıklıyorlar bunu da arkadaşlarıyla kutlamak için içiyorlar. Kutlamayı sıkma portakal suyu yanında güllü lokumla yapmamaları RTÜK'ü rahatsız etmiş olmalı ama evlilik kararı alanlarda bu gibi yan etkiler görülüyor. Bazıları, “ben nasıl böyle saçma bir işe giriştim” diyerek kederden, bazıları da etraftaki akraba ve arkadaşların dolduruşuna gelip, iyi bir halt ettiklerini düşünerek mutluluktan içiyor. RTÜK’ün toplumun gelenek ve göreneklerine daha saygılı olması lazım. Hem, söz konusu bölümde sadece 17 dakika içmişler. Evlendikten sonra o imzayı unutmak için hayat boyu içen birçok kişi tanıyorum; bence 17 dakika az.

RTÜK bununla da yetinmemiş, “Dizide ana karakterler birbirine ‘Lan’ diye hitap etmekte, argo ve küfürlerden bazıları biplenmekte geç kalındığı için açık olarak anlaşılmaktadır. Toplumda belli bir saygınlığı olan komiserlik, savcılık ve polislik görevindeki ana karakterlerin alkol kullanma, kaba ve küfürlü konuşma gibi çocuklar ve gençler açısından olumsuz örnek oluşturabilecek nitelikteki davranışları, özensizce ekrana taşınmaktadır” demiş. Söz konusu kanalın Mart ayı gelirinin yüzde 1’i oranında ceza kesilmiş. Bu ilk ceza değil…

Vallahi ben Behzat Ç.’yi seviyorum. Bunda yazar Emrah Serbes'in payı çok büyük. Behzat'ın dili Ahmet'in, Hüseyin'in dili. Serbes, Bant Dergisi'nde yayımlanan söyleşisinde Barış Kaya'nın “iyi diyalogların sırrı nedir” sorusuna, “Beş sene boyunca çeşitli gazete ve dergilere röportajlar yaptım. O süreçte Türkçenin yazıldığı gibi konuşulan bir dil olmadığını öğrendim. Yani konuşma dili diye bir şey var. Bu da insanların insan gibi konuştuğu, dertlerini en pratik şekilde anlattıkları, edebiyat paralamadıkları bir dildir” yanıtını veriyor. Gerçeğe bu kadar yakın bir dile RTÜK kızıyor, uygun bulmuyorsa bence cezayı Milli Eğitim'e kesmeli. Bu dili öğreten onlar. Bu saçma durum canımı sıktığı için Behzat ve arkadaşlarına RTÜK’ten kurtulmaları için yardım etmeye, bazı önerilerde bulunmaya karar verdim. Dizinin toplumda kabul gören gelenek ve göreneklere biraz uyum sağlaması halinde RTÜK peşlerini bırakacaktır.

Öncelikle şu “lan” kelimesinden kurtulmak lazım, belli ki RTÜK bu kelimeyi sevmiyor. Türkçe’de alternatif çok. “Lan” kelimesi yerine, “Oğlum bak git” denilebilir; “bi takla at” veya “ananı da al git” kullanılabilir. Bunlar toplumun saygın kişileri tarafından da telaffuz edilen kelimeler olduğu için RTÜK Behzat’a ceza kesemez.

Behzat ve arkadaşları toplumun genel ahlak kurallarına uyum sağlamak ve polislik mesleğine gölge düşürecek hareketlerden kaçınmak için arada bir yoldan geçen vatandaşları darp edebilirler. Sonra da darp ettikleri kişiye dava açarak ondan şikayetçi olabilirler. Böylece dizi gerçek hayata daha fazla yaklaşmış olur.

Behzat Ç.’de malum bazı arkadaşlar evlilik öncesi flört ederek toplumun ahlakını derinden etkileyebilecek davranışlarda bulunuyorlar. RTÜK de haliyle kızıyor. Dizideki arkadaşlar muhtemel hayat arkadaşlarını tanımak için fört etmek yerine en sevdikleri kişiyi resmi nikahla kendilerine eş alabilir, uygun başlık parasını faizsiz kar payı veren bir kuruma yatırarak gelinin babasına günahsız yüksek kazanç ylu açabilirler. Daha az sevdiklerini ise imam nikahı yoluyla hayatlarına katabilirler. Hoş bir şey değil ama 'RTÜK baskısından' kurtulmak için işe yarayabilir. Ne de olsa memlekette böyle örnekler var ve kimse bir şey demiyor. Halkın kızmadığına RTÜK kızacak değil ya!

Behzat Ç. ve arakadaşlarını hep işte görüyoruz. Ercüment’in peşinde, mafyanın izinde ve derin devletin karşısında. Dolayısıyla RTÜK sıkılıyor. Biraz hayır işi hem diziye iyi gelir hem de RTÜK’ün gözüne girmenizi sağlar. Behzat ve arkadaşları Pakistan ve müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu diğer ülkelerdeki insanlara yardım etmek amacıyla emniyette bir bağış kampanyası düzenleyebilir. Hatta bunun için Almanya gibi ülkelerde şubeleri olan bir dernek kurabilirler. Gelen paranın bir bölümünü de kırışırlar; Harun'un kredi kartı borcu ödenir. İçimden bir ses, bu tip bağış kampanyalarının televizyon aracılığıyla desteklenmesine RTÜK'ün sıcak bakacağını söylüyor. Behzat Ç. ye bakış açıları değişir, kim bilir belki kendisine iş bile verirler.

RTÜK’ü rahatsız eden bir başka nokta ise Behzat ve arkadaşlarının sık sık Ankara havası çalan, pavyon gibi yerlere gitmesi. Bunun da kolayı var. Televizyonlarda çok sayıda pavyon tadı veren program var. Ankara havası ve daha birçok hava eşliğinde göbek atanlar, dansözler, izleyicilerden piste inenler her akşam televizyonlarda boy gösteriyor. Pavyonda her gece kavga çıkmaz, televizyonlardaki tartışma programlarında, Meclis'te çıkıyor. Behzat ve arkadaşları dışarı çıkmasın zaten kışın Ankara soğuk. Evde televizyon başında aynı ortam yakalanabilir. Çalan hava aynı, mekân ev ortamı olduğu sürece de RTÜK Behzat’a kızmaz, ceza yağdırmaz. Türkiye'de işin sırrı budur. Ne yaparsan yap ama kapalı kapılar ardında yap.

İçki meselesi ise en kolayı. İçki reklamı zaten yasak, RTÜK’ün ekrandan koku alma becerisi yoksa içilenin alkol olduğunu aslında tahmin ediyor olmalı. Yapılması gereken her içki sahnesine kısa bir diyalog yazmak. Örnek vereyim: Behzat ile Harun parkta otururlar. Behzat bira şişesine benzeyen şişeden bir yudum alır. Harun sorar, “Amirim nedir o?” Behzat yanıtlar: “Portakal suyu”. Harun, “haa” der ve iş biter. Artık içilen portakal suyudur. Bütün ülke öyle yapmıyor mu, kime sorsan içkiyi ağzına koymuyor ama üfleyince iki promil alkollü çıkıyor.

Uzun lafın kısası Behzat Ç.'nin biraz takiye yapması, oportünizmi esas alması şart. Memleketin karakteri böyle. Karakter kolay kolay değişmez Behzat komiserim, daha çok sezon lazım.     

Hiç yorum yok: