02 Nisan 2012

Nükleerkondu

Özgür Gürbüz-Birgün/1 Nisan 2012 
 
Halkın katılımı toplantısı protestolar nedeniyle yapılamadı.
Mersin’in Büyükeceli Beldesi’ne bağlı Akkuyu mevkiinde kurulması düşünülen nükleer santral konusunda hükümetin ısrarı sürüyor. Geçen perşembe günü Büyükeceli’de ÇED süreci kapsamında halkın katılımı toplantısı yapıldı. Olan biteni Olgu Kundakçı Birgün’de detaylarıyla yazdı, ben de kendi gözlemlerimi anlatayım. Toplantı nükleer karşıtlarının protestoları nedeniyle yapılamadı. Saat 10’da başlaması gereken toplantıda sloganlar hiç dinmeyince oturumu yönetenler yaklaşık 1,5 saat sonra ısrarlarından vazgeçtiler. Akkuyu NGS A.Ş‘nin Rus yöneticileri kendilerini toplantı salonunun dışına zor attı. Bu esnada ve daha öncesinde yaşanan tartışmalarda üç kişi gözaltına alındı. Santralde iş sözü aldığı öne sürülen ve nükleer karşıtlarına toplantı öncesi, “Toplantıyı engellemek isteyen kendini dışarıda bulur” diyen bir kişi de toplantının başında dışarı çıkarıldı.

ÇED raporunu hazırlayacak Dokay adlı şirketin, Bergama’daki altın madeninden, Gerze’deki termik santral projesine kadar nerede çevreyi tehdit eden bir faaliyet varsa ona ÇED, yani Çevre Etki değerlendirme raporu hazırladığını en başta söyleyelim. ÇED Başvuru Dosyası’nı okuduğumda ilk izlenimim şu oldu. Bu nükleer santralden çok, herhangi bir fabrika için hazırlanmış bir rapora benziyor. Herhalde Mersin’e gazoz fabrikası kurmak isteseniz buna benzer bir dosya işle başvuru yapardınız. Yıllardır söylüyoruz, Türkiye’de bırakın nükleer santralde çalışmış bir bilim insanı bulmayı, nükleer santral görmüş mühendisleri biraraya toplasanız ancak bir otobüs dolar. Başvuru Dosyası’nda binlerce yıl radyasyon yayan nükleer atıklar, kaza riski, kaza sonrası alınacak önlemler adeta ‘es’ geçilmiş. Nükleer reaktörle ilgili tüm teknik bilgiler de muhtemelen Rus şirketinin kendilerine sağladığı broşürlerden ‘kopyala-yapıştır’ metoduyla rapora eklenmiş.

Dosya eksikliklerle dolu, burada hepsini yazmak mümkün değil. Sadece nükleer atık konusundan birkaç örnek vereyim. Sayfa 38’de, “Hükümetlerarası Anlaşma’nın 12. maddesi uyarınca radyoaktif atıklarla ilgili bilgiler Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) teknik tasarımı kapsamında hazırlanmakta olup, bu konudaki çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir” deniyor. Kısacası memlekete nükleer santral kurmaya heveslenen firmanın nükleer atıklarla ilgili henüz bir planı yok! Yine aynı sayfada, “Atıklar devamlı gözetim altında olacağı için herhangi bir çevresel etki beklenmemektedir” deniyor. 240 bin yıl radyoaktif kalacak atıklar için çözümünüz bu mu? Başına bir detektör ve bekçi mi koyacaksınız? Fukuşima’da gözlem altındaki atık havuzunda olanları unuttunuz mu? Mersin’de deprem olsa, nükleer atıklardan radyasyon sızmasını bakışlarınızla mı önleyeceksiniz? Dünyada atık sorununun çözümü yok ama raporda sanki ‘mesele’ değilmiş gibi anlatılmış, sayfa 92’de atıkların ‘bertaraf’ edileceği yazılmış. Dünyada bir ilk, “Erke Dönengeci 2”. 

Adeta bir nükleerkondu kurmaya benzeyen bu girişimin toplantısı da farklı olmadı. Gülnar Kaymakamı, “Bilgilenme hakkı önce burada yaşayanların hakkı” diyerek toplantıya sadece Büyükeceli’den gelenleri almak istedi, dert aslında sadece nükleere evet diyenleri içeri almaktı. Protestolar artınca bu istek gerçekleşmedi. Bilgilendirme toplantısına gelenler didik didik arandı tabi Ruslar hariç. Jandarma bölgesi olmasına rağmen çevik kuvvet beldeye getirildi. Avukatlar ve halk bastırmasa toplantı nükleere evet diyen 20-30 köylüyle yapılacaktı. Toplantı girişinde konuşma şansı yakaladığım Büyükeceli Belediye Başkanı Mehmet Kale, aslında beldedeki halkın yüzde 80’inin nükleere karşı olduğunu ama çoğunun korkudan ya da iş bulma umuduyla toplantıya gelmediğini söyledi.   

Nükleer Karşıtı Platform üyelerinin baskısıyla yapılamayan bu toplantı aslında bir formalite. Bu toplantının ve söz konusu ÇED sürecinin bir “formalite” olduğu, 21 Mart Çarşamba günü Resmi gazete’de yayımlanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzalı genelgeden anlaşıldı. Daha ÇED süreci bile sonuçlanmamışken, söz konusu genelgede tüm kamu ve kuruluşlarına projenin ivedilikle sonlandırılması için emir verildi. Genelgede, “Projenin gecikmeye mahal vermeden zamanında tamamlanabilmesi için, kamu kurum ve kuruluşlarımızca her türlü iş ve işlemler ivedilikle sonuçlandırılacaktır” emri vardı.

Türkiye’nin nükleer santrale ihtiyacı olmadığını biliyorduk. ÇED süreci daha başlangıcında bize gösteriyor ki, hükümetin ve yapımı üstlenecek şirket Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş.’nin, Türkiye’de güvenli bir nükleer santral inşa etme, inşaatı bağımsız denetime tabi tutma ve halkın fikrini almaya da niyeti yok. Zaten çok riskli olan nükleer enerji santralinin, bu şartlarda adeta patlamaya hazır bir bombaya benzediğini söylemek hiç de yanıltıcı olmaz. Kimse farkında değil ama perşembe günü canı pahasına bilgilendirme toplantısını yaptırmayan o 500 kişi adeta nükleer bombanın üzerine yatarak belki de tüm Türkiye’yi ipten aldı. Bir sonraki toplantıda 500 kişi 5 bin olmalı.

Hiç yorum yok: