09 Nisan 2012

Büyüme dediğin yalan gel biraz da sen oyalan

Özgür Gürbüz-Birgün/8 Nisan 2012

Türkiye ekonomisi 2011 yılında yüzde 8,5 oranında büyümüş! Ekonomi gündeminin kuşkusuz en önemli maddesi, geçen hafta açıklanan büyüme rakamıydı. Açıkça yazarsak, gayri safi yurtiçi hasılada (GSYH) 2010 yılına göre yüzde 8,5 oranında artış olmuş. Bu ne demek? Türkiye'de daha çok mal ve hizmet üretilmiş demek. GSYH, bir ülkede üretilen mal ve hizmetin para birimi üzerinden hesaplanmasıdır. Şimdi can alıcı sorumuzu soralım. Siz büyüme rakamı yüksek çıktığında sevinenlerden misiniz yoksa üzülenlerden mi? Ben üzülenlerdenim.

İNSAN ÖLDÜRMEK EKONOMİYİ BÜYÜTÜYOR
Büyüme rakamı üzerinden yapılan tartışmaları izledim. Hükümete yakın ekonomistler bu büyümenin ayakları yere basan, sağlıklı; uzak duranlar ise özellikle cari açık yüzünden kırılgan olduğunu söylüyorlar. Bence iki taraf da yanılıyor. Her şeyden önce büyüme denen şey kocaman bir yalan, kapitalist ekonomik sistemin yarattığı bu aldatıcı gösterge, gerçek gelişme veya ilerleme adına hiçbir şey ifade etmiyor. Kapitalist bir ekonominin büyümesi için ana kıstas mal ve hizmet ticaretinin artması. Malın veya hizmetin ne olduğu önemli değil. Ağaç kesilip masa yapılsa ekonomi büyüyor. Salgın hastalık olsa ilaç satışı arttığı için yine ekonomi büyüyor.

Büyüme rakamına sevinenler için somut bir örnek verelim. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) 2010 yılında 604 milyon liralık silah satışı yapmış. Tüm parçaların yurt içinde imal edildiğini düşünürseniz bu satış, o yılın ekonomisini 604 milyon lira değerinde büyütmüş demektir. Sizce bu sevinilecek bir şey mi? Hasta mısınız siz? Hâlâ, “evet, sevinilecek bir şey, ekonomi böyle bir şey” diyorsanız, sizi o silahlarla öldürülen kişilerin yakınlarıyla tanıştırmak isterdim. Bakalım sizinle aynı fikirdeler mi? Daha da trajik olan, bu silahlarla öldürülen kişilerin bile ekonomiyi büyüttüğü gerçeği. Ölen her kişi için satın alınan cenaze hizmetlerini düşünün, tabut masrafını, resmi dairelerdeki işlemler için ödenen ücretleri veya mezar yeri parasını. Bunların hepsi kapitalist ekonomik modelde büyüme hanesine yazılan artı değerler. İşte bu kadar saçma bir rakamı kendimize pusula edinmiş durumdayız.

GERGEDAN ÖLDÜRSEM EKONOMİ BÜYÜR MÜ?
Dünyada sadece insanlar yaşamıyor ama insanlar ekonomiyi 'büyütmek' adına her şeye hükmetmeye çalışıyor. Bir de hayvanlar üzerinden örnek verelim. Güney Afrika'da boynuzları için öldürülen gergedan sayısı giderek artıyor. Siyah gergedanların soyu tükenmek üzere. Sadece 2011 yılında 448 adet gergedan, boynuzları için öldürüldü. Gergedan boynuzları özellikle Asya ülkelerinde ilaç veya afrodizyak niyetine satılıyor. 1800 yılında 1 milyon gergedanın yaşadığı tahmin ediliyordu şimdi ise bu sayı 16 binlere kadar geriledi. 1989'da Çin'de gergedan boynuzunun kilosu 7.400 dolardı. Şimdi ise soylarının tükenme tehlikesine rağmen yarım kilosu 27 bin dolardan alıcı buluyor. Kaçak avcılığın önlenmesi için boynuzların kontrollü bir şekilde kesilip satılmasını önerenler bile var. Bu kabul edilirse satışlar kayıt altına alınacak ve satılan her gergedan boynuzu ekonomiyi büyüten bir etken haline gelecek. Harika değil mi? Bundan daha vahşi bir ekonomik gösterge olabilir mi?

GSYH'nin artmasının, kaybedilen değerler (toprak, su, canlılar) toplam veriden düşülmedikçe bir anlamı yok. GSYH yerine başka bir göstergeye ihtiyacımız var. Önerilerden bir tanesi Gerçek İlerleme Göstergesi-GİG (Geniune Progress Indicator). GİG'in yaratıcıları, GSYH'nin sadece pazardaki aktivitelerin sayısal değerini hesapladığını, sosyal ve ekolojik maliyeti dikkate almadığını söyleyerek medyadan politikacılara kadar herkese, ekonomik büyüme rakamlarını kullanmama çağrısı yapıyor. Yeşil ekonomiye yöneltilen, kapitalizmden ne kadar ayrı olduğunu açıkça gösteremediği yönündeki eleştirilere katılıyorum ancak yeşil ekonominin GİG gibi yeni kavramların yerleşmesi konusundaki çabaları da göz ardı edilmemeli.

Büyüme meselesi sadece rakamlardan ibaret değil. Sosyal gelişmişlik bence bir ülkenin gerçekten 'büyüdüğünü', ilerlediğini gösteren önemli bir konu. Yine basit bir örnekle açıklayalım. 25 Mart 2012 tarihinde Şili'de 7,1 büyüklüğünde bir deprem oldu. Çoğunuzun bu depremi duymadığından eminim. Bir kişi bile ölmedi, bir tek binada ciddi hasar yok. Dolayısıyla pek haber de olmadı. Deprem 200 bin kişilik Talca kentinin 27 kilometre ötesindeydi. Bir gün sonra, ayın 26'sında Muş'ta 5,0 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bir kişi ağır yaralandı, yedi ev yıkıldı ve çöken ahırlar yüzünden hayvanlar öldü (telef oldu demiyorum). 2010 yılı verileriyle Türkiye, dünyanın en büyük 17. ekonomisi, Şili ise 43. sırada. Türkiye “şu kadar büyüdü, böyle ilerledi” diyenler bu rakamlara iyi baksınlar. Nüfusu çok olan bir ülkede otomobil de çok satılır. Gerçek ilerleme ise, işe otomobille değil, metroyla gidip gidemediğinizle ölçülür. Binlerce bina yaparak ekonomiyi büyütürsünüz ama deprem olduğunda o binaların başınıza yıkılıp yıkılmadığına bakılır.

***
Özgür Üniversite Forumu'nun son sayısında ekonomik büyüme konusu ele alınmıştı. Çok değerli makaleler var. Bu konuda daha detaylı bir yazım forum.ozguruniversite.org adresinde bulunabilir.

14 Nisan Cumartesi günü Denizli Nükleer Karşıtı Platform'un davetlisiyim. Nükleer santralların ekonomi ve güvenlik boyutunu konuşacağız. TMMOB Makine Mühendisleri Odası Konferans Salonu'nda saat 14:00'te.

Hiç yorum yok: