04 Mayıs 2010

Çin'de yaşlanmak

Özgür Gürbüz-BirGün / 2 Mayıs 2010
Yazıyı BirGün'den okumak için lütfen tıklayınız.

En zoru, hep ilk yazı olmuştur. İlk yazının en zor kısmı da başıdır. Başladın mı gerisi gelir; hayat gibi. Bu okuduğunuz da bir başlangıç yazısı, uzak diyarlardan yazılan uzunca bir mektubun ilk sayfası. Çin’in başkenti Pekin’den, bağımsız bir gazetenin sevgili okuyucularına merhaba!

Yazının en zor kısmı başı, peki ya şu kısacık ömrümüzün en çetrefilli kısmı neresi? Bebekler güçsüzdür ama çoğu zaman bir bakanı, elinden tutanı vardır; yemeyip yedireni bulunur. Yaşlanınca iş değişir, ‘vefa’ aranır sağda solda, çocuklarda. Bir ülkenin gelişmişliği de çocuk, genç ve yaşlılara verdiği önemle belli olur. Hele de şu kapitalist dünyada... Kapitalist devletler çocuğun bile çalışanını sever, gencin okurken okuluna harç ödeyenini, işçinin az maaş isteyenini. Üretim sürecinden çekilmiş, tüketime ilgisi azalmış yaşlıları ise kapitalizm hiç sevmez. Üretmeyeceksin, tüketmeyeceksin, bir de üstüne, nerede benim emekli maaşım diyeceksin!

Sanıyorum Pekin’de bir kum fırtınası günüydü. Havanın neden garip bir bulut tabakasıyla kapalı olduğuna aldırmayan bendeniz, daha önce hiç gitmediğim ‘Yuyantun Park’ına gitmeye karar verdim. Parkın girişinde beni yıllara meydan okuyan Çinli ‘amcalar’ karşıladı. Boyunlarına astıkları, karınlarının üzerinde duran kocaman makaralarla, metrelerce yukarıya bıraktıkları uçurtmalarının süzülüşünü seyrediyorlardı. Kentin hemen hemen her parkında olduğu gibi. Evet, Çin’de uçurtma deyince aklınıza hemen çocuklar gelmesin. Uçurtma uçurmak emeklilerin en büyük eğlencelerinden biri burada.

Emeklilik böyle bir şey olmalı
Emeklilerin ve yaşlıların tek eğlencesi uçurtma uçurmak değil tabii. Parkın hemen girişinde, çember çeviren oldukça yaşlı bir erkek, ilerisinde Tay-çi yapan dinç bir kadın, yanımdan hızlıca koşarak geçen bir başkası. Biraz daha ileride 20-30 kişilik bir kalabalık, Çin satrancı oynayan dört çifti izliyor. Satrancı izleyenler, bizim tavla oynayanları izleyen ve yorum yapan kalabalığı andırıyor. Kadını erkeğiyle ‘Ti jian zi’ oynayanları da unutmamak lazım. Badminton topuna benzer bir topu, el hariç vücudun diğer organlarını kullanarak birbirlerine paslayarak zaman geçirenleri izlemesi çok hoş. MÖ 5. yy’da Çin’de ortaya çıkan ve Asya’ya yayılan oldukça hareketli bir oyun. Öğle saatlerinde kentteki parkları gezme şansınız olursa karşınıza çıkacak olağan görüntülerden bahsediyorum. Emeklilik böyle bir şey olmalı dedirtiyor. Çin’de giderek artan kentli nüfus içerisinde, emekli aylığına hak kazananların ve emekli olmak için sigorta sistemine başvuranların sayısı da belki bu yüzden giderek artıyor. 2008 sonunda temel emeklilik sigortası kapsamındakilerin sayısı kentli nüfus içinde 218 milyonu geçti. Bunların 53 milyonu halihazırda emekli. Geri kalan 165 milyon ise emekliliğe hak kazanmak için prim ödüyor.

Bu işin bir boyutu. Bir de işin hükümeti düşündüren ve önlem almaya iten bir başka boyutu var. Giderek gelişen kentler, bitmek bilmeyen inşaatlar, yeni iş fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Kırsal kesimden büyük kentlere çalışmaya gelen işçilerin sayısı 2008 sonunda tam 225 milyona ulaştı. ‘Göçmen işçi’ olarak adlandırılan bu işçilerin çalışmak için göçtükleri kentlerde barınma sorunlarının halledilmesi ve emeklilik sigortası kapsamına alınmasına çalışılıyor. Kentlilere kıyasla göçmen işçilerin yaşam şartları oldukça ağır. 2008 sonuna gelindiğinde göçmen işçilerin yüzde 10’undan biraz fazlası emeklilik sigortası kapsamına alınmıştı. Temel sağlık sigortası kapsamındaki göçmen işçi sayısı da 42 milyon 660 bin.

Büyük başın derdi de büyük
Çin’de işsizlik 1 milyar 300 milyonluk nüfusa göre, yok denecek kadar az. 2008 sonunda, çalışabilir nüfusun 775 milyonu istihdam edilmiş. Çin’i tedirgin eden, yaşlı nüfusun giderek artması. Birleşmiş Millletler, 2050’de, şimdi 150 milyon civarında olan 60 yaş üzeri nüfusun 438 milyona ulaşmasını bekliyor. Bugün çalışanlar yaşlandığında, geçimlerini sağlayacak maddi kaynaklara ihtiyaç duyacaklar.

Bugüne kadar kırsalda yaşayan Çinliler, zaten sınırlı olan tüketim ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılıyor, kentlerde çalışan akrabalarının desteğiyle bir şekilde idare ediyorlardı. Bireysel tüketimin, kentleşmenin artığı Çin’de, bu geleneksel dayanışma yeterli olmayabilir. Çin’de eyaletler, özel şirketler farklı emeklilik sigortası sistemleri uyguluyor, hükümet başta göçmen işçiler ve kırsal alanlardakiler olmak üzere emeklilik planlarını sübvanse ediyor. 2009 yılında sosyal güvenlik için harcanan para 107 milyar doları geçti.
Çin denince akla büyük bir ülke, hızla büyüyen bir ekonomi ve devasa bir nüfus geliyor. Büyük başın derdi de büyük olur misali, böyle bir ülkeyi yönetmek beraberinde ciddi bir uğraşı da gerektiriyor. Parklarda emeklilerin uçurtma uçurmaya devam edebilmesi için, Çin’in bu zorlu mücadeleden galip çıkması lazım.

Hiç yorum yok: