28 Ocak 2009

Bu Konserin Elektriği Güneşten Gelecek

Böyle bir konser dünyada ilk kez düzenleniyor...

Moğollar grubu üyelerinden Taner Öngür, Serap Yağız + Suların Uğultusu grubuyla birlikte 26 Şubat günü ikincisi gerçekleştirilecek Güneş Enerjisi Fuarı’nın açılışlında vereceği konserin tüm elektrik ihtiyacını güneş panellerinden sağlayacak. Yaklaşık 2 bin kişiye hitap edecek konserin ses sistemi için gerekli elektrik akülerden sağlanacak, aküler ise güneş panelleriyle doldurulacak. Konserde söylenecek şarkılar da aynı gün piyasa çıkacak yeni bir albümde yer alacak. Konser dünyada ilk kez temiz enerjiyle gerçekleştirilecek olması nedeniyle bir ilk olarak tarihe geçecek.

Özgür Gürbüz - Habertürk / 28 Ocak 2009

İstanbul’da ikincisi gerçekleştirilecek olan Güneş Enerjisi Teknolojileri Fuarı’nın açılışı bir ilke sahne olacak. 26 Şubat günü yapılacak olan açılışta Moğollar Grubu’ndan tanıdığımız Taner Öngür, Serap Yağız ve Suların Uğultusu grubuyla birlikte bir konser verecek. Yaklaşık iki saat sürecek olan konserde kullanılacak ses sisteminin ihtiyacı olan elektrik enerjisi, güneş panelleriyle üretilecek. Planlama aşamasında olan sitem yaklaşık 30 adet 200 watt gücünde fotovoltaik panelden oluşacak ve akülerle desteklenecek. 26 Şubat’ta İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek olan bu konser, Türkiye ve dünya için de bir ilk olacak ve müzik endüstrisine çevreci bir yaklaşım getirecek.

Bütün şarkılar güneş hakkında
Konser günü yayınlanacak olan albümde oldukça ilginç. Albümde yer alan dokuz şarkının da sözleri güneş üzerine yazılmış şiirlerden derlenmiş. Bestelerini Taner Öngür’ün yaptığı şarkılardan bir tanesi Nazım Hikmet’in “Güneş İçenlerin Türküsü” adlı şiirden derlenmiş. Diğerleri ise Antoloji.com’da yayınlanmış şiirlerden derlenmiş. Şairlerin arasında, emekli öğretmenler, ev kadınları ve finans müdürleri var. Tüm parçaların bestelerini yapan Öngür, şiirlerin hepsinden çok etkilendiğini belirtiyor.

Temiz enerjiyle konser verme fikrinin sahibi Taner Öngür, “Milyarlarca yıldır güneş tepemizde duruyor. Gezegende yaşayan insanlar ise yıllardır yerin altındaki karanlık dünyadan vıcık vıcık bir sıvıyı (petrol) yeryüzüne çıkarıyor. Uğruna savaşlar yapılıyor, güneş ise bize oradan bakıp gülüyor” diyor. Bin kişiye yakın bir seyirci beklediklerini belirten Öngür, konser günü çıkacak olan albüm için kayıtlara başladıklarını da anımsatıyor. Grup, 22 Şubat’ta da, Beşiktaş Çadır’da bir konser verecek ve yeni şarkılarını söyleyecek.

Projeye teknik destek veren Girasolar şirketi Proje Müdürü Özer Kara, projenin amacını kısaca güneş enerjisinden elektrik üretilebileceğini gözler önüne sermek olarak açıklıyor. “Toplumda güneş enerjisinden elektrik üretilebileceği konusunda bir bilinç oluşmadı” diyen Kara, “Güneş enerjisi deyince insanlar güneşle ısıtma da yapılan yanlış uygulamalar yüzünden çatım akacak diye korkuyor. Elektrik üreten fotovoltaik paneller için bunun olmasını istemiyoruz. Doğru teknoloji ve doğru uygulamaları tanıtmak istiyoruz” açıklamasını yapıyor. Dünyada kullanımı giderek yaygınlaşan güneş enerjisi özellikle şebeke bağlantısı olmayan noktalarda ilk akla gelen seçeneklerden. Bilindiği gibi güneş enerjisinden Türkiye’de ağırlıklı olarak su ısıtma amaçlı faydalanılıyor. Fotovoltaik paneller ise suya ihtiyaç duymadan güneşten gelen enerjiyi elektrik enerjisine çeviriyor. Gerekli yönetmeliklerin hayata geçirilmesi durumunda, Türkiye’de de tüketiciler kendi elektrik enerjisi ihtiyaçlarını bu paneller sayesinde karşılama şansına sahip olabilecek.

09 Ocak 2009

Sevgili Dostlar,

Aktüel Dergisi'ndeki görevimden ayrıldım. Çok yakında haber ve yazılarıma Gazete Habertürk'te devam edeceğim. 15 Ocak'tan itibaren bana Gazete Habertürk'ten ulaşabilirsiniz.

Yeni e-posta adresim: ogurbuz@cyh.com.tr

Sağlıcakla,

Özgür Gürbüz

08 Ocak 2009

Fidan Dikmek İçin "Yeşil Seks"

Norveçli çevreciler yağmur ormanlarını kurtarmak için seks sitesi kurdu...

Doğanın korunması için eylem yapan çevrecilerden pek hazzetmiyor, onları çılgın buluyor olabilirsiniz. Hayvan haklarını savunmak için kameralar karşısına yarı çıplak çıkan PETA üyelerinin oldukça radikal olduğunu da düşünebilirsiniz. Radikallik hakkında bir kez daha düşünseniz iyi olur! Norveçli çevreciler, fidan dikmek için seks sitesi kurdular, filmlerde bizzat oynadılar ve elde ettikleri gelirleri yağmur ormanlarının korunmasına harcadılar.

Özgür Gürbüz - Yeni Aktüel / 8-21 Ocak 2009

Çevrecileri çoğu zaman en akla gelmez eylemleri yaparken tanıdık. Köprülerden dev pankartlar astılar, okyanuslarda balina avcılarının zıpkınlarının önüne kendilerini attılar. Daha mütevazıları ise ele kazma kürek alıp kar, kış demeden fidan dikmeye koyuldular. Avrupa'da yeni başlayan bir çevreci hareket ise hepsini gölgede bıraktı! Çıplak gezme özgürlüğüyle seks ve çevre korumacılığını birleştiren bu yeni hareket, ağaç dikmek için gereken parayı internet üzerinde kurdukları www.fuckforforest.com (en kibarca, “ormanlar için seviş” diye çevrilebilir) porno sitesinden sağlıyor. Kendi çektikleri, üyelerin ve destekçilerin gönderdiği “18 yaş üstüne uygun” fotoğraf ile videolar sitede yayınlanıyor. Bu fotoğraf ve videoları görmek isteyen herkes de siteye üye oluyor ve üyelik aidatı olarak 15 dolar ödüyor. Üye olan herkesin ödediği paranın yüzde 80'i yağmur ormanlarının korunmasına harcanıyor.

Bir yılda 120 bin dolar topladılar
Web sayfası üzerinden kazanılan paranın büyük bir bölümünün ormanlar için harcanması, kendilerini alternatif, kâr gütmeyen bir ekolojik organizasyon olarak tanımlayan bu grubun tek “çevreci” aktivitesi değil.Web sayfasındaki tüm filmler doğada çekiliyor. Ağaç tepeleri, yeşil çayırlar favori alanlar. Filmlerde yer alan oyuncular da gönüllülerden oluşuyor. İsteyen herkes siteye video ya da fotoğraf gönderebiliyor. Kısacası burada her şey doğal. Film seti de, oyuncular da. Aylık üyelik ücreti olan 15 doların sadece üç doları işletme giderleri için ayrılıyor. Geriye kalan 12 dolar yine doğaya armağan ediliyor. Ya da en azından “FuckForForest'in” (FFF) iddiası böyle. Ormanları korumak için abonelerden alınan paraların dışında, yine internet üzerinden satışı yapılan t-shirt, poster ve benzeri hediyelik eşyalarla da gelir elde ediliyor. Site, her ay bine yakın üyeye hizmet veriyor. Sıkı durun; geçen yıl topladıkları para 120 bin dolar. Bu paranın bir kısmını, Norveç’te faaliyet gösteren Yağmur Ormanları Derneği’ne vermişler. Norveç medyasında FFF hakkında haberler çıkmaya başladıkça Yağmur Ormanları Derneği tedirgin olmuş ve bu bağışı kabul etmekten vazgeçmiş. İş başa düşünce, doğada sevişmeyi seven Norveçli aktivistler, çareyi kendi projelerini başlatmakta bulmuş ve Ekvador’da yerli halk Shuar’lara yardım etmek için bir proje geliştirmişler. Şimdi, Shuar halkıyla beraber, tahrip olan yağmur ormanlarının yerine ağaç dikiyorlar. Finansmanı da sitenin gelirlerinden karşılanıyor. İkinci bir proje ise Kosta Rika'da koruma amaçlı arazi satın almakla ilgili. Böylece satın aldıkları arazilerdeki ağaçların kesilmesini önlemeyi başarıyor, ağaçsız olan bölümlere de yeni fidan dikimi yapıyorlar. Şu ana kadar satın alıp koruma altına aldıkları alan 55 hektar. Açıkçası, toplum içinde sevişmenin, seks filmlerinin kötü olduğunu düşünenler için bu rakamlar kafa karıştıracak cinsten.

“Seksin gücünü doğayı yok etmeye çalışanlara karşı kullanıyoruz”
Sitenin kurucuları Leona ve Tommy, sitenin, seks konusunda açık fikirli ve çevre konusunda duyarlı olan bireyler için hazırlandığını söylüyor. “Seksin gücünü ve özgürlüğünü doğayı yok etmeye çalışanlara karşı kullanıyoruz” diyen Leona ve Tommy, “FFF, herhangi bir seks sitesinden çok farklı. Cinselliğin nasıl eğlenceli, güzel ve politik bir şey olabileceğini gösteriyor. Amacımız doğayı kurtarmak ama aynı zamanda doğal cinselliğin güzelliğini de göstermek” diyor. Onlara göre politik ve anlamlı olan her şeyin sıkıcı olma gibi bir zorunluluğu yok. Bu fikre katılmamak elde değil ama her şeyin bu kadar “açık açık” tartışılması da başka bir tartışma konusu galiba.

Norveç hükümetinden fon almışlar
Cinselliğin ya da seks filmlerinin doğayı koruma amacı için bile olsa böyle kullanılmaması gerektiğini düşünen oldukça fazla sayıda kişinin olabileceğini tahmin etmek zor değil. Norveç'te de olsa bu fikrin herkes tarafından sempatiyle karşılandığını söylemek zor. Yine de site yetkilileri, daha çok olumlu eleştiriler aldıklarını söylüyor. 2004 yılında proje başladığında, Norveç hükümetinin fon sağlamış olması da ilginç. Web sayfası yöneticileri, Norveç hükümetinin kendilerinin alternatif bir çevre projesi üzerinde çalıştıklarını bildiklerini söylüyor. Yine de bu destek fazla uzun sürmemiş. Medyada çıkan “Hükümet çevreci pornoyu destekliyor” haberlerinden sonra işler değişmiş.

FFF, yaptıkları işin porno olduğunu kabul etmiyor. İki sevgilinin özel bir videosu porno değil diyorlar. Olayın yeşillik bir yerde geçmesi de yasal olarak bir sorun teşkil etmiyor olsa gerek. Her ne kadar yaptıkları Norveç kanunlarınca suç sayılmasa da, aynı grubun sitelerine dikkat çekmek için bir rock konseri sonrasında ortaya koydukları eylem başlarını fena halde ağrıtmış. Konser sonrasında çırılçıplak soyunarak dikkatleri uğraş alanlarına çekmeye çalışmışlar. Konserden hemen sonra tutuklanmasalar da birkaç gün sonra, bir şikâyet sonucu karakola ifade vermeleri için emir gelmiş. Mahkemenin kararı ise, “Ya herkes 10 bin Norveç Kronu öder, ya da 20 gün hapis yatar” olmuş. Leona ve Tommy, eylem yaptıkları kasabanın da oldukça muhafazakâr bir yer olduğu (kasabanın adı, “İncil Bölgesi”) düşünüldüğünde bunun hiç de sürpriz bir karar olarak algılanmaması gerektiğini söylüyor. Yine de bu cezanın “ekoloji/aşk teröristleri” için çok fazla olduğu kanısındalar.

Ekolojik dengeyi korumak için FFF, Kosta Rika, Ekvador ve Almanya'daki küçük organizasyonlarla işbirliği yapıyor. Norveç'te yasal olarak kayıtlı, Oslo merkezli bir organizasyon olduklarını da anımsatalım. Vergi ödüyorlar ve gelirleri kontrol ediliyor. Şu anda en aktif işbirliği Ekvador'daki Shuar yerlileriyle yapılıyor. Ekvador sınırları içerisinde, yukarı Amazon bölgesinde, hâlâ tam 40 bine yakın Shuar yerlisinin yaşadığı söyleniyor. 19’uncu yüzyıl başlarında İspanyol misyonerlerin gelişiyle tanınmaya başlanan topluluk savaşçı bir karaktere sahip. 1969 yılında Shuar yerlileri birleşerek Ekvador içerisinde bir federasyon kurmayı da başarmışlar. Yerlilerin elbise giyme konusundaki özgür tavırları FFF'nin bağış yapmak için burayı seçmesinde tercih nedeni olmuş olabilir. İlk planda yapılmak istenen, bölgede hızla artan orman katliamını durdurmak, kesilen ağaçların yerine yenisini dikmek ve bir kültür merkezi inşa etmek. Kültür merkezinin amacı, kültürlerarası bilgi alışverişini sağlamak. Shuar'lar Şamanist ve bitkilerden elde edilen ilaçlar konusunda oldukça bilgili bir topluluk. FFF aktivistleri, doğal denge, Şamanizm ve ilaç bitkiler hakkında yerli halkın bilgisinden faydalanmak istediklerini söylüyorlar.

Doğanın korunması için herkesin elinden geleni yaptığı ya da yapması gerektiği şu günlerde Norveçli dostlara başarı dilemekten fazla yapılacak bir şey yok. Eylem tercihlerini etik bulmayanların olacağı muhakkak. Ancak kâr hırsı için dünyanın akciğerleri sayılan yağmur ormanlarında ağaç kesimi yapanlar mı yoksa onu kurtarmak için sevişmeyi seçenler mi daha ahlaksız? İşte size yanıtlanması zor bir soru daha...

***
“Çıplak Aktivizm”
Çıplak yapılan eylemler, “çıplaklar kampı” olarak bilinen mayosuz denize girilen özel plajlara gitmekten, futbol sahalarına yine elbisesiz fırlamaya kadar uzanıyor. Çıplaklık, çoğu eylemci için doğallığı, yalınlığı ve barışı simgeliyor. Çıplak dolaşmanın hem akıl hem de vücut sağlığı için olumlu bir eylem, hatta yaşama biçimi olduğunu söyleyenler de var. Çevre konusunda PETA'nın (Hayvanlara Etik Mücadele İçin Mücadele Edenler Derneği) yaptığı eylemler ses getirse de çıplak aktivizmin kitlesel olmayan ve mesaj taşımayanı da var. Avrupa'da çıplak uzun yürüyüşlere çıkanlara, bisikletle tur atanlara ve çıplak vücutlarını resimlerle kaplayarak dolaşanlara rastlamak mümkün. İnsanların elbiselerini çıkararak bir anlamda onlara giyinmelerini emreden sisteme karşı çıktıklarını söyleyebiliriz. Bu bir çeşit sivil itaatsizlik eylemi olarak da nitelendirilebilir. Köylerinde açılan ve siyanür yöntemiyle altını ayrıştıran madene karşı çıkan Bergama köylüleri de buna Türkiye'den güzel bir örnek. Bergamalı köylüler, altın madenini protesto etmek için elbiselerini çıkarmış ve defalarca yarı çıplak yürüyüş yapmışlardı. Fikir ilk ortaya çıktığında Bergamalı erkek köylüler soyunmak istememiş, ancak köylü kadınların, “Siz soyunmazsanız biz soyunuruz” tehdidi karşısında bu eyleme girişmişlerdi.