16 Temmuz 2008

Akkuyu ihalesinde Zorlu Enerji yok

Zorlu Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur Bursa, Global Enerji'ye Akkuyu'da yapılacak nükleer santral ihalesine girmeyeceklerini açıkladı. Bursa'ya bu kararın nedenlerini sorduk. Yanıtının uzun olacağını belirten Bursa, özellikle ihaledeki karar verme sürecinin, en çevreci, duyarlı teknolojiyi seçme konusunda bir miktar eksik kaldığını belirtiyor.

Özgür Gürbüz – Global Enerji / Temmuz 2008

Eylül ayında ihalesinin sonuçlanması beklenen Akkuyu nükleer santrali için adı geçen firmalardan Zorlu Enerji, bu ihalede yer almayacağını açıkladı. REC Türkiye tarafından düzenlenen "Sürdürülebilirliğin Finansmanı: Karadeniz Bölgesi İçin Fırsatlar ve Zorluklar" konulu panelin ardından Global Enerji'nin sorularını yanıtlayan Zorlu Enerji Grubu Başkanı Murat Sungur Bursa, ihaleye girmeme nedenlerini tek bir cümleyle açıklamanın yanlış olacağını belirterek, Çernobil kazasından başlayan bir analiz yapıyor. Türkiye'nin 1980'li yıllarda bir nükleer travma geçirdiğini belirten Bursa, "Bana sorarsanız, o dönemde bir nükleer kaza sonrası görülen zararlar işin küçük bir boyutu. Travmanın nedeni başka bir şey. Kamuoyu, vatandaşlar, kamu yöneticilerine karşı güvensiz hale geldi. O dönemin kamu yöneticilerinin, sonucun böyle olabileceğini düşünmeyerek, belki de o günü sakinleştirmek için yaptıkları açıklamalar, uzun vadede insanların kamu yöneticilerinin bu ve benzeri riskli durumlarda yeterince şeffaf, güvenilir olmayacakları izlenimini doğurdu. Hâlâ, Karadeniz'de yaşanan çok sayıda kanser vakası artışının, Çernobil olayına bağlı olduğu ama bunun bir şekilde resmi raporlarla ortaya çıkarılmadığına dair genel bir kanaat var" diyor.

Nükleer dünyanın her yerinde tartışmalı
Nükleer santral yapma kararının dünyanın her yerinde tartışmalı bir konu olduğunu belirten ve Almanya gibi bazı ülkelerin nükleer yerine temiz enerji kaynaklarına geçtiğini söyleyen Bursa, böyle bir durumda nükleer santral yapacağız demenin zorlu ğundan bahsediyor. Bir tarafta böyle bir durum var diyen Bursa, diğer tarafta ise Türkiye'nin enerjideki alternatiflerinin sınırlı olduğunun altını çiziyor. Bursa, "İthal edebildiği gazda zaten limite gelmişiz. Ürettiğimiz elektriğin yüzde 50'sinden fazlasında gaza bağımlıyız. İlişkilerde kriz, pompalarda yaşanan bir sorun, Türkiye'yi zaten soğutuyor ve bir de elektriksiz bırakabilir. Türkiye bunu kaldıramaz. Hidrolikte yeni, minik artışlar yapmak mümkün. Ama önümüzdeki 35 yıl içerisinde bunlar kısmi çözümler olabilir. Türkiye'de Gayri Safi Milli Hasıla'yı (GSMH) yüzde 5 arttırmak isterseniz enerji ihtiyacı yüzde 7 artıyor. 40 bin megavat kurulu gücü olan bir ülkede elektrik tüketimi yüzde 78 artıyorsa senede 3 bin megavat yeni güç gerekir. Üç bin megavat için tüm hidrolikler devreye konsa yepyeni çevresel sorunlar yaratmaya başlıyor. Her baraj çevre bakımından son derece uyumlu diyemiyoruz. Öyle yerler olacak ki, rüzg â ra da bir süre sonra itiraz edeceğiz" şeklinde konuşuyor.

Yerli kömür seçeneği
Bursa'ya göre biyokütle potansiyeli de bütün bu ihtiyaçlara yanıt verecek düzeyde değil. Tüm bu kaynaklara bakıldığında çevrecilerin tercih etmediği kömürün öne çıktığını, ithal kömürden vazgeçilse bile yerli kömürlerin kullanılmak zorunda kalacağı sonucu ortaya çıkıyor. 1000 MW'lık rüzg â r santrali yapmanın kolay olmadığı ama aynı büyüklükte kömür santralinin bir noktaya kurulabildiğine dikkat çeken Bursa, "Kömür aslında dünyada teknolojisi, iyi kötü en ilerlemiş seçeneklerden bir tanesi. Çok iyi tedbirler alınırsa, çevre dostu demeyeceğim ama çevre zararı minimize edilmiş santraller kurulabilir. Karbondioksit salımıyla ilgili teknolojiler geliştirilmeye çalışılıyor. Orman geliştime, yeraltına gömme gibi teknolojiler üzerinde çalışılıyor. Bekliyoruz, yakın zamanda, o da devreye girdiğinde daha göğsümüzü gere gere yatırım yapabileceğiz" diyor. Türkiye'nin tüm bu konuların hepsinde birden, hiçbirini ihmal etmeden yatırım yapması yaşanan sorun için Murat Sungur Bursa'nın önerdiği çözüm.

"İki ayağınızı bir pabuca sokmanın anlamı yok"
Zorlu Enerji Grubu Başkanı tüm bu senaryolara baktıktan sonra nükleerin potansiyeli üzerinde de duruyor. Teknolojinin başta dışarıdan alınmasına rağmen uzun vadede nükleer enerjinin dışa bağımlı bir enerji kaynağı olmadığını savunan Bursa, "Nükleerde şu anda yapılacak ihalenin karar verme sürecinin, en çevreci, en duyarlı teknolojiyi ve yatırımcıyı seçmede bir miktar duyarsız kaldığını görüyoruz. Seçim metodolojisi bu kriterleri yarıştırmayacak. Diyor ki, uzun vadede bana elektriği kaça vereceksin? Elektriği daha ucuza vereceksem mutlaka maliyeti düşürmeye çalışmam lazım. Bu maliyetin, endişe ederim ki inşallah olmazbazı güvenlik ve çevresel tedbirlerle yarışıyor olması muhtemel" diyor. Alım garantisine verilen sürenin de benzer bir sorun yaratıp yaratmadığını sorduğumuzda ise, "O beni fazla korkutmuyor. Onu mutlaka değiştirirler ama onu da dediğiniz gibi değişmeyecek diye düşünürseniz bir risk. Bu kadar iki ayağınızı bir pabuca sokmanın anlamı yok. Bir şeyler eksik olabilir" yanıtını alıyoruz.

Çevresel ve güvenlik tedbirleri açısından yeterli olmayan firmaların yarışa girmeyeceğinin söylenmesi Bursa'nın kafasındaki soruları tam olarak yanıtlayamamışa benziyor. "Yeterlilik dediğinizin dozajı ne" diye soran Bursa, "Altı hava yastığı mı yoksa 16 mı? Kabul edilebilir minimum nedir? Babam hava yastığı olmayan arabaya bindi, ona sorsanız ucuz olduğu için hava yastıksız bir arabayı tercih edebilir. Uzman birisi ise, altı tane diyebilir. Bu konuda tam bir teknik kriter yok. Bir metresi yok ki, 'tamam dört dörtlük olmuş' diyesiniz. Bir noktada kesmek zorundasınız. O kestiğiniz noktanın da asla, yatırımcıların güvenlik tedbirleri açısından yarıştığı bir alan olmadığını düşünüyorum" açıklamasını yapıyor.

"Türkiye rekabet gücünü yitirecek"
Türkiye özünde enerji savurganı bir ülke. Bir birim GSMH üretmek için dünya liginde yarıştığımız Japonya'nın dört misli enerji harcıyoruz. OECD'nin ortalama 2.5 misli enerji harcıyoruz. Bu korkunç bir rakam. Türkiye bunu kaldıramaz. Mutlaka biz, Anadolu kültüründe de olan tasarrufa, enerji verimliliğine önem vermeliyiz. Bu enerji yoğunluğunu düşürmemiz lazım. Aksi takdirde Türkiye rekabet gücünü yitirecek. Olay sadece tasarruf meselesi de değil. Olay, teknoloji seçimiyle de ilgili. Bir buzdolabı almışsınız traktör gibi çalışıyor. İnsanlar yeni yeni, buzdolabı firmalarının reklam kampanyalarıyla A tipini, B tipini öğrendiler. Bunun dışında klimaları, saç kurutma makinelerini ve fabrikaları düşünün. Tüm bu fabrikalar geçmişte enerji tüketimine duyarlı yatırım kararları almamışlar. Aldıkları makineyi çok enerji tasarrufu yapar diye seçmemişler. Nedeni, Türkiye'nin çok uzun bir süredir enerjisini reel olarak fiyatlandırmaması. Esasında herkesin çok sevdiği elektrik fiyatının ucuz olma keyfiyeti uzun vadede herkesi vuruyor. Bugün Türkiye, enerji yoğun hale gelmiş, enerji savurganı olmuşsa enerji fiyatlarının bir şekilde sübvanse edilmesinden dolayıdır. Gerçek maliyetini ödemediğiniz şeyin kıymetini bilmezsiniz. Daha da kötüsünü söyleyeyim. Bazı ülkelerin eski teknoloji ürünlerine para ödeyerek onların teknolojilerini yenilemeleri için finansman sağladık. Şimdi onlarla rekabet edemez hale geldik. Aynı malı biz de üretiyoruz ama elektrik fiyatları arttıkça rekabet edemez hale geldik.

***
Elektrik, gaz ve petrole yoğunlaşıyor

15'inci yılını kutlayan Zorlu Enerji, önümüzdeki 5 yılda 7 milyar dolarlık yatırım yaparak kurulu gücünü 4.200 megavata (MW) ulaştırmayı hedefliyor. Şirket bugün için 7 santraliyle 420 MW'lik kurulu güce sahip. Zorlu Enerji ayrıca özelleştirilen Ankara Doğal Elektrik'i 510 milyon dolara satın aldı. Önümüzdeki ağustos ayında devredilmesi beklenen şirketin portföyünde toplam 140 MW'lik 7 hidroelektrik santral, 1 jeotermal santrali ve 1 gaz türbini bulunuyor. Bu santrallerin yanı sıra 2006 yılında Devlet Su İşleri'nin açtığı ihale sonucu alınan Muğla Dalaman Çayı üzerindeki iki barajın su kullanımıyla ilgili projeler de hızla devam ediyor. Ön fizibilitesi 60 MW olan Tirebolu Hidroelektrik Santrali için de projelendirme çalışmaları sürüyor. Ayrıca Zorlu Enerji, Osmaniye'de 135 MW'lik rüzgâr santrali kurmak için gün sayıyor.

Zorlu Enerji'nin, yurt içinin yanı sıra yurt dışında da yatırımları ve planları bulunuyor. Şirketin Moskova'da yapımını sürdürdüğü, her biri 340 MW'lik iki doğalgaz santrali projesi hızla ilerliyor. Moskova'ya elektrik ve ısınma sağlayacak santrallerin ilk etabının 2008 yılının son çeyreğinde üretime geçmesi planlanıyor. Zorlu Enerji, İsrail'de de önemli projeler yürütüyor. Toplam 1.050 MW gücünde 4 adet doğalgaz santral projesi üzerindeki çalışmalar sürüyor. Son dönemde Türkiye'de rüzgâr ve hidrolik gibi yenilenebilir kaynaklara yönelen Zorlu Enerji, 2006 yılında Pakistan'da rüzgâr santrali kurmak üzere Pakistan Alternatif Enerji Geliştirme Kurulu (AEDB) ile anlaşma imzaladı. Projenin ilk etabı 50 MW kurulu güce sahip. Santralin 2008 yılının son çeyreğinde üretime geçmesi planlanıyor.
Zorlu Enerji, yoğun çalışmaları sonucunda Kırklareli'nin Babaeski ilçesine bağlı Alpullu kasabası yakınlarında 90-100 milyon metreküplük kapasiteye sahip doğalgaz rezervlerine ulaştı. 25 bin nüfuslu bir yerleşim yerinin 15 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki doğalgazın, 2008 yılının son aylarında dağıtım hattına verilmesi planlanıyor. Şirketin Trakya bölgesinde doğalgaz üretimini sürdürdüğü alanlar şunlar: Göçerler, Adatepe, Çayırdere, Doğu Adatepe, Velimeşe, B.Velimeşe, Reisdere, Eskitaşlı, Dikilitaş ve Alpulu.

Zorlu Enerji Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Zorlu Petrogas ve Amity Oil şirketleri uzun bir süredir Adana bölgesinde arama ve sondaj çalışmalarını yürütüyor. Zorlu Petrogas, 2005 yılında 2 adet arama kuyusu sondajı, 2006 yılında toplamda 286 km, 2 boyutlu sismik saha çalışması ve 2006 yılında bir arama kuyusu ile geçen sene de Adana Yenice dolaylarında bir adet sondaj gerçekleştirdi. Amity Oil Adana Tarsus bölgesinde çalışmalarını sürdürüyor. Zorlu ayrıca, Siirt'te bu yıl sonuna doğru yeni bir kuyu açma hazırlıklarında.

Hiç yorum yok: