12 Eylül 2006

Türkiye'nin stratejik enerji hamleleri bizi nereye götürüyor?

Türkiye'nin stratejik enerji hamleleri bizi nereye götürüyor?

Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının açılmasıyla Türkiye'nin dünya enerji piyasasındaki rolü daha hararetli tartışılmaya başlandı. Türkiye'nin stratejik rolüne vurgu yapanlar, merkez olacağını söyleyenler ve transit bir ülkenin ötesine geçemeyeceğini öne sürenler var. Acaba hangisi doğru? Türkiye hangi hedef için hangi adımları atmalı ya da atmamalı? İsrail'e mi yakın olmalı yoksa ABD'nin enerji politikalarını mı desteklemeli. Tarafları tartışıyor...

Özgür Gürbüz - Referans Gazetesi / Eylül 2006

Önümüzdeki birkaç yıl, enerji konusunda Türkiye'yi hem içerde hem de dışarda önemli adımlar atmaya zorlayacağa benziyor. Stratejik konumu nedeniyle bir enerji merkezi olmayı planlayan Türkiye'nin uluslararası anlamda bazı stratejik kararlara da imza atması gerekecek. Enerji merkezi olma yolunda ilk adım olarak görülen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı geçen ay açıldı. Ancak projenin bu amaca hizmet etmediğini öne sürenler de var. Enerji konusundaki yazı ve araştırmalarıyla dikkat çeken Petrol Mühendisi Tufan Eğilmez, BTC ve kurulması düşünülen Samsun-Ceyhan (SC) boru hattından gelecek petrolün İsrail aracılığıyla Doğu Asya ülkelerine gönderileceğini ve Türkiye'nin sadece bir transit ülke olacağını öne sürüyor. Türkiye'nin enerji merkezi olması için boru hatları projeleri geliştiren BOTAŞ Genel Müdürü Hüseyin Saltuk Düzyol ise aynı fikirde değil.

Tufan Eğilmez
Yazar-Petrol Mühendisi
"Rusya, Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) kavrayamadığı için önce BTC'ye karşı çıktı ama artık değil" diyen Tufan Eğilmez BTC'den gelecek olan petrolün geleceğiyle ilgili de şu açıklamayı yapıyor: "BTC denizden yapılacak bir boru hattıyla İsrail'in Aşkelon Limanı'na bağlanacak. Oradan da İsrail'in Kızıldeniz'deki Elat Limanı'na. Bir yıl önce İsrailliler günde 3 milyon varil kapasiteye sahip boru hattının yönünü geri çevirdi. Elyat'tan ilk kez Rus petrolü Asya'ya ulaşacak. Rusya'nın en büyük sorunu Japonya, Hindistan ve Çin gibi muazzam petrol tüketen ülkelere petrolünü satamamaktı. Batıya boru hatları var ama doğuya çok pahalıya geldiği için yok. Süveyş by-pass ediliyor, BOP'un en can alıcı noktası da bu. Doğu denizlerinde hakimiyeti elinde tutan Arap petrolüne günde 3 milyon varillik bir rakip geliyor. Doğu denizlerine açılma İsrail limanlarından olacağı için de "vana" Türkiye'nin değil İsrail'in eline geçmiş oluyor" diyor.

Eğilmez, "Putin’in 28-29 Nisan 2005, Başbakanımızın da 1-2 Mayıs 2005 tarihlerindeki İsrail temaslarında bu konu görüşüldü. Aynı konu Erdoğan ve Putin’in 17-18 Temmuz 2005’te Soçi’deki görüşmelerinde de gündeme geldi. Daha sonra Enerji Bakanımızın İsrail seyahati ile de iyice pekiştirildi. Rusya, dolması mümkün görülmeyen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattını kendi petrolü ile dolduracak. Rus ve Kazak petrollerinin bir kısmı da günlük kapasitesi 2 milyon varil olacak Samsun-Ceyhan boru hattına verilecek" görüşünü savunuyor.

BTC'nin şu anda günde 34 bin varil kapasiteyle çalıştığını ve Azerbeycan petrolüyle ancak 225 bin varillik bir doluluğa ulaşılabileceğini söyleyen Eğilmez, günde 1 milyon varil olan kapasiteye ulaşmak için Rus petrolüne ihtiyaç olduğunu öne sürüyor. Bu petrolin talibi de yok diyen Eğilmez, "Petrol fiyatlarındaki yükseliş ABD'nin spekülasyonundan kaynaklanıyor, talep yetersizliğinden değil. Zaten Batı'nın tüm rafinerileri de Ortadoğu petrollerini işlemek için kurulu. Bakü'den gelecek kükürtsüz petrolü kullanmak için rafinerilerinde değişiklik yapmaları gerekiyor. Bu rafineri başına 1-2 milyon dolarlık bir değişiklik demek. Elinde yeterinden fazla ortadoğu petrolü var; neden yapsın? Ayrıca Irak'ın kapasite arttırımına gitmesi ve 1 milyon varil yerine 3 milyon varil üretim yapması da olası" açıklamasını yapıyor. Boğazlarla ilgili olarak ise İstanbul üzerindeki trafiğin artarak devam edeceğini düşünen Tufan Eğilmez, "Boğazlardan geçen petrol batıya, BTC'den giden ise ilave ve doğuya gidiyor" diyor.

Saltuk Düzyol
BOTAŞ Genel Müdürü
Saltuk Düzyol ise Türkiye'nin stratejik önemini kaybettiği haberlerinin yanlış olduğunu söylüyor. "İsrail'i bu projeye destek vermeye çalışan biziz" diyen Saltuk, "Irak boru hattı da tam kapasite çalışırsa üç hattın toplamı 4 milyon varili bulabilir. Aşkelon-Elat boru hattı ile Samsun Ceyhan birleşmesinin iyi bir opsiyon olacağını söyleyen biziz. Onların (İsrail) ilk amacı BTC'den akan petrolün bir bölümünü kendileri için almak. Mümkün olduğunca Akdeniz'e akan petrolü, boru hatlarıyla Güneydoğu Avrupa pazarlarına sunmak istiyorlar" diyor.

Türkiye'nin stratejisinin doğu-batı ve kuzey-güney koridorunda enerji merkezi olmak olduğunu hatırlatan Düzyol, "Türkiye'nin üzerinden ne kadar petrol ve boru hattı geçerse bu Türkiye'nin bölgesel anlamındaki istikrarına katkıda bulunacak ve ilave katma değer yaratacak. Boru hatları Türkiye'ye gelmeseydi bugün rafinerilerden bahsedilmezdi. Bunlar istihdama yarayacak, ekonomik açıdan Türkiye'nin gelişmesine katkıda bulunacak" yorumunu yapıyor.

Boru hatlarının inşa faaliyetlerinden işletilmesine kadar gelir elde edildiğini, pompa istasyonlarından gaz arzı yapılabileceğini ve aynı zamanda gelen petrolün bir bölümünün Türkiye'ye ayrılarak arz güvenliğine katkıda bulunacağını da sözlerine ekliyor. Saltuk'a göre İsrail'in lobi gücü uluslararası arenada azımsanamaz: "Rusya ve diğer ülkeler üzerinde İsrail'in lobi gücü var. İsrail'in işin içinde olması hem bizim hem de onlar için katkı sağlıyor. Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde petrole yönelik talep patlaması var. Gelecek petrolü garanti etmeniz lazım yoksa kimse yatırım yapmaz. İlla Aşkelon-Elat'tan geçmesi gerekmiyor, tankerlerle Süveyş'ten de geçebilir".

Saltuk için Samsun-Ceyhan projesinin Türkiye açısından bir başka önceliği daha var; boğazlar. BTC'nin hazar petrolünü taşıdığı için boğazlara fazla katkısı olmadığını söyleyen BOTAŞ Genel Müdürü, SC olmazsa Kazak ve Rus petrolü Akdeniz'e boğazlardan geçerek inecek diyor. Saltuk, "70 milyon ton az bir rakam değil, boğazlardan geçenin yarısına yakın bir rakam. Piyasalarda artan bir talep var ve arz yeterli değil. Fiyatların yüksek olmasının bir nedeni de arz yetersizliği" diyor. Uluslararası petrol şirketleri boğazlardaki trafik sıkışıklığı nedeniyle her yıl 1 milyar dolara yakın zarar ediyor diyen Saltuk bütün bunların herekese fayda sağlayan projeler olduğuna dikkat çekiyor.

Necdet Pamir
Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Genel Koordinatörü
Necdet Pamir, öncelikle Türkiye2nin konumuna dikkat çekiyor. Bir tarafta dünya petrol rezervlerinin yüzde 65, gaz rezervlerinin yüzde 30'undan fazlasına sahip Ortadoğu, diğer tarafta hiçbir zaman Ortadoğu'ya alternatif olamasa bile arz güvenliliğinin en önemli ilkelerinden biri olan kaynak çeşitliliğine hizmet edecek ve Ortadoğu'ya bağımlılığı azaltacak Hazar'ın arasında olduğumuza dikkat çekiyor. Pamir, "Hazar'daki ispatlanmış petrol rezervleri dünyadaki rezervlerin yüzde 2 ila 4'ü arasında. Rusya burada önemli bir aktör. Bilinen doğalgaz rezervlerinin yüzde 28'i Rusya'da, petrolde de sekizinci sırada. Türkiye böyle baktığınızda hem doğu-batı hem de kuzey-güney eksenli boru hatlarının odağında. Türkiye en genel hatlarıyla baktığınızda potansiyel olarak çok önemli bir konumda ama Türkiye bir terminal mi merkez mi olacak bu ise ayrı bir konu" diyor. Bugüne kadar yapılanları değerlendirmesini istediğimizde konu BTC'ye geliyor. BTC'nin ilk 16 yıl için varil başına 55 sent gelir getireceğini ve yılda 50-60 milyon dolardan başlayıp en tepe noktada 300 milyon dolar para kazandıracağını öğreniyoruz. BOTAŞ'ın işletme masraflarını düşmek kaydıyla. Pamir, "BTC'den geçecek petrol 12 yıl sonra 1 milyon varil. Dünyada günde bugün 84 milyon varil petrol tüketiliyor. 2010'da 90 milyon varil tüketilecek" diyerek geçen petrolün miktarı ve gelirden çok projenin stratejik önemine dikkat çekiyor. Şu anda üzerinde çalışılan diğer projeleri de özetleyen Pamir şöyle bir tablo çiziyor: "Şahdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması için boru hattı inşaatı başladı. Türkmenistan gazının satılması söz konusu ama bu projenin önünde büyük engeler var. Türkiye-Yunanistan hattı başladı. İran hattının ve Mavi Akım'ın İsrail'e uzanması mümkün. Bu projelerden bir transit geçiş geliri söz konusu ama asıl Türkiye'nin stratejik önemini arttıracaklar. Ancak bir o kadar da riskleri var. Kerkük-Ceyhan BTC'den daha yüksek kapasiteye sahip. 1,6 milyon varile ulaştığı zamanlar oldu ama Irak'ın işgalinden sonra çok sınırlı çalışıyor. Bir boru hattı hem küresel hem de bölgesel güçlerin saldırı odağında da yer alabilir".

Pamir, "Boru hatlarının olup olmamasının iradesi sizin elinizde değil. Örneğin ABD olmasaydı BTC'nin gerçekleşmesi çok zordu. Malum İsrail saplantımız var. Tabi ki İsrail'de kendi çıkarlarını kovalayacak. ABD, İsrail ve Türkiye'nin çıkarları kesişiyorsa, faydası varsa tamam. Yalnız risklere de bakmalı. Bölgede İsrail'in düşmanı ne kadar güç varsa devrede olacak. Buradan geçen petrolün İsrail'e, ABD'ye gidiyor olmasından çok dünya ticaretinin kesintisiz sürmesi, petrolün dolarla satıldığı sürece Amerikan ekonomisi için iyi bir şey. Amerika gerektiğinde körfeze müdahale ederek işine gelmediği zaman Çin'e, Hindistan'a hatta Avrupa'ya karşı o bölgeyi kontrol etmeye çalışıyor. Bu Carter Doktrini'nden beri böyle. Peki, ne yapalım o zaman? Boru hatları Türkiye'den geçmesin mi? Şu ana kadar yapılan anlaşmalara bakıldığında sadece transit geçiş ücretiyle idare ediyoruz. Örneğin Rusya ne yapıyor? Türkmen gazının bin metrekübünü 50-60 dolar gibi bir fiyattan satın alıyor ve bize 300 dolar fiyatlarla geliyor. Türkiye'de İran gazı için bu müzakereleri yapıyor ama başarılı olur mu bilinmez. Türkiye'nin burası merkez olacak sözünü söyleyebilmesi için bu tür anlaşmaları da başarıya ulaştırması lazım. Örneğin BTC'de fiyat belli ve değişme şansı yok. İlk 6 yıl için 250 bin varillik bir garanti var ve belki hesaplasanız BOTAŞ'ın masrafını çıkarmaz. Bu hatların Türkiye'nin değerini arttırdığına inanıyorum ama ne kadar iyi müzakere edildi, ne kadar bizim yararımıza, bunlar eleştirilebilir. Ben giderek daha fazla tek bir ülkeye (şu an Rusya) bağlı olmanın daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok: